ifksan  
 
 
 
 
    

İletişim
Lederambachtstraat 168
1069 HK Amsterdam - NL
Tel:003120-6196607/0031623544866 cep

Mehr Infos hier...
 

Türkülerimiz     ( Nuri Can)

 


Türküler yüreğimizin dili, başımızın sevda yelidir. Anadır, bacıdır, kardeştir, gurbete gidip dönmeyen oğul, hasret çeken yavukludur, Anadır, Anadolu’dur türküler.

 

 ”İnsanların türküleri kendilerinden güzel/ kendilerinden umutlu/ kendilerinden kederli/ daha uzun ömürlü kendilerinden/ sevdim insanlardan çok türkülerini/ insansız yaşayabildim/ türküsüz hiçbir zaman...”” derken Nazım Hikmet, türküleri övmekle kalmıyor aynı zamanda da yaşıyor.

 

Türküler umuttur, hasrettir, vefadır, dostluktur ve yüreğimizde kıvrım kıvrım dolanan ince bir yoldur sılaya uzanan, gurbet ellerde. Dermandır dermansız kalanlara... Yüreğin gurbetinde büyüyen, özlemleri kor kor, demet demet sunan hasret çiçeğidir. Yüreğimizdeki, sevgi kıpırtılarıdır, sevgi pınarıdır gürül gürül hasrete akan... Yaşama sevincinden tutunda ölüm acısına kadar, vefayı, vefasızlığı, hasreti, sevgiyi, inancı, direnci, aşkı türkülerle dile getirmiş, türkülerle seslenmişiz. İçimizi, acımızı, sevdamızı türkülere dökmüşüz, türkülerle bölüşmüşüz!...

 

Bir damla aşk iksiridir kırık kadehlerde yudumladığımız, bir damla su’dur hayatımızda türküler. Yüreğimizde ateşlerle dağlanan volkanlar kadar dağlayıcı, özlemler kadar sıcak ve yakıcıdır. Aynı zamanda da bahar yelleri gibi serin ve dağbaşında bir pınar kadar ferahlatıcıdır türkülerimiz..

 

 Bakın Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun dizelerine…

 

“Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana südü" gibi candan
Ana südü" gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.

 

Türküler kanatsız kaldığımızda kanadımız, efkarlı olduğumuz ve yalnız kaldığımız gecelerde tesellimiz olmuştur. Sesimizim çıkmadığı yerde sesimiz, nefesimizin kesildiği yerde nefesimiz olmuştur türküler. Bazen toprağa düşen su damlası gibi düşüp yüreklerimize ayrılık ateşini söndürmüş. Bazen yağmur olup bizi vuslatına erdirmiş. Bizim canımız, coğrafyamız, anamız, yarimiz, gurbet ellerde tek teselli kaynağımız olmuş türküler. Memleketin başı dumanlı dağlarından, yemyeşil ovalarından, bağlarından, pınarlarından turnalarla haber beklemiş, seher yelleriyle selam yollamışızdır sevdiklerimize türkü türkü.

 

“Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıçak.

Ah bu türküler, köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.”

 

Geceleri uzanıp kalınca gurbet yataklarına yorgun ve kimsesiz; Bir türkü nağmesi gelmeyiversin kulağımıza, dumanlanır hemencecik gözlerimiz. İnce ince bir sızı sızar yüreğimize. Türküler damlayan gözyaşlarımızdır yağmurlu gecelerde, yanağımızdan süzülen pınarlardır. Türküleri “Hasret Gültekin” bilip, “Mahsuni”gibi uğurlarken, ardında yolladığımız gözlerimizdir kimsesiz mezarlara. Bilirizki; türküler de, türküleri yakanlar da çoğu zaman kimsesizdir... Yine de en acılı günlerimizde bile bizi terk etmeyen en vefalı sadık dostumuzdur türküler, sevdiğimizdir ele-güne, dosta- düşmana karşı... 

 

“Ah bu türküler, koy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
Kan damlar ucundan, mürekkep değil
işte söz, işte ses, işte biçim:

"Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar"
iliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var.”

 

Türküler değil midir? hasret kokan toprak gibi; Emek gibi, ekmek gibi, ter gibi, bir çocuğun elindeki taze somun gibi. Türküler değil midir? dünyanın en muhteşem gelini, en sabırlı anası. Türküler değil midir? Özümüz sözümüz gözümüz yollarda yoldaş olup dağlar denizler aşan bizimle. Anamızın gözünde bir damla yaş olup süzülen, yavuklumuzun yüzünde bir tomurcuk çiçek olup açan. Gurbette hasretimiz, sılada ayrılığımız, karımız, kızımız, oğlumuz. Tek dostumuz, avuntumuz, sırdaşımız bekar odalarında. 

 

Türkülerimiz acılardan damıtılmış gözyaşı, yangınlardan yüreğimize düşmüş madımak, mevsimlerden bahar, vakitlerden akşam; Çiçeklerden gül, figanda bülbül, kuşlardan turnadır... 

 

Bilirizki, türküler baharda ruhumuza işleyen pak nefesler gibidir, yeni yetme sevdalıların dilinden rüzgarlarla savrulan, pınarlarla çoşan... Bilirizki, bülbüllerin gözyaşlarıdır güle kavuşma adına. Bilirizki, bahar yağmurlarında güle kavuşma sevinci gizlidir. Güz yağmurlarında ise bülbüllün gülden ayrılacağının hicranı...

 

Biliriz ki, türküler Anadolu insanının dilden, gönülden söylediği kah ağlayan, kah ağlatan, güldüren, sevindiren duygu dolu gönül sesimizdir. Rüzgar olup şahlanan,  sel olup çoşan, deniz olup dalgalanan yaşama sevincimiz, vefalımız, vefasızımız, aşkımız, sevdamızdır...

 

“Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var

Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen

Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen...”

 

 Ve bunca  imkansızlıklara rağmen yine de değerli ozanlarımızla birlikte tarihteki yolculuğunu sürdürmeye devam ediyor. Yolculuğunun Hollanda’daki emekçisi ve adresi ise son kasetiyle hayli ilgi gören Aşık Çağlari’dir. Bunun en önemli etkeni şüphesiz davudi sesi, sazı, seçkin güzel eserleri ve yorumlama biçimidir.

Türkülerimiz dedik, türküler hiç sazsız, sözsüz, ozansız ve Hollanda da yaşayıp da Aşık Çağlari’den söz etmeden olur mu? Bu değerleri biribirinden ayırmak mümkün mü? Hiç türküler Çağlari’siz, Çağlari türküsüz olur mu? Çağlari’nin türküleri kimi dağlardan sel olup gelir, kimi rüzgar olup pınarlara seslenir, kimi hasret olup, aşk olup yüreklerde beslenir ve dinledikçe gönlümüz türküyle dolar... İşte Çağlari’den bir uzun hava...

 

Ağlasın Dağlar

 

Sazım alıp gidem karlı dağlara
Garip anam şimdi ağlasın dağlar
Seherde bir haber salım o yâra
Tarayıp zülfünü bağlasın dağlar
***
Anam ne zor imiş yardan ayrılmak
Sılada sevdiğim ağlasın dağlar
Hayali gözümde hep ırmak ırmak
Zülfü perişanım çağlasın dağlar

 

Nuri Can


 

 


 Şair Gibi Şiir Yazmak

 

Ş airler şelaleye benzerler şelaleye
A kıp giderler gönül nehrine karışırlar...
İ nsani kamil odur benzer bir meşaleye
R aks edip gider ömür bahrine varışırlar...

G ül dalında şakıyan şeyda bülbül misali
İ hvandır lalezarda figanla yarışırlar..
B ir hanedan edalı süzülen gül misali
İ hsani ikramı bol her gönle ulaşırlar...

Ş evkat pınarından su doldururlar kabına
İ çene saki sunar şerbet dem oluşurlar...
İ krarına sadık dost bürünmüş aşk babına
R isale destan nesir ledünni konuşurlar...

Y azar çizer karalar yavukluyu sesler yar
A şkından mahrum etme medet ey dileşirler...
Z ambaklar açılmış boz kırında sisler yağar
M erhamet diyarına meltemle doluşurlar
A şıktırlar maşuka meramı var ol ağ yar...
K elamı sohbet sözü lirikte buluşurlar.

19-01-2010
Aşık Çağlari -Muammer Çalar


 
Ceylan Gözlüm Senden Ayrı Düşeli
 
Ceylan gözlüm senden ayrı düşeli,
Yollar ağlar,ağlar yar diye diye.

Hasretinle oldum divane deli,
Yıllar ağlar,ağlar yar diye diye...

Gönül bağım talan olmuş baharda,
Güller ağlar,ağlar yar diye diye...

Bülbüller zar eyler feryad figanda,
Diller ağlar,ağlar yar diye diye...

Çağlarim çağlarsın kuru nehirde,
Çöller ağlar ağlar yar diye diye...

Can düşer toprağa zaman ahirde,
Küller ağlar,ağlar yar diye diye.

14*12*2007

Söz Müzik: Aşık Çağlari (Muammer Çalar)



 

 

 

TÜRKÜ TÜRKÜ ANADOLU’M

 

Anadolu’m adım adım,

Türkü türkü geçtim seni Anadolum

Her yörede başka makam,

Türkü türkü geçtim seniAnadolum Anadolum. 

 

Bozlaklarla baraklarda,

Türkü türkü geçtim seni Anadolum,

Halaylarla ağıtlarda

Türkü türkü geçtim seni Anadolum Anadolum.

 

Edirne'den Ardahan’a,

İçtim seni kana kana Anadolum

Erzurum'da Emrah'larla,

Türkü türkü geçtim seni Anadolum Anadolum.

 

Mevlana'dan Pir Sultan'a,

Karac'oğlan Veysel baba Anadolum

Mahsuni’den kul Çağlar'a,

Türkü türkü geçtim seni Anadolum Anadolum.

 

1995

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 2-2004


 TÜRKİYEM

 

Senin sevdandır inan senin sevdan,

Zemheri gibi şu gönlüme yağan.

Dağları boran yaylası gül kokan,

Benim güzel Türkiye’m cennet vatanım...

 

Yaylaların nehir akar içimde,

Ayyıldızın hilâl parlar içimde

Hasretin özlemin yanar içimde

Benim güzel Türkiye’m cennet vatanım...

 

Çağlari’m der hilâl gözlü dilberim

Sensin ümidim sensin hayallerim

Zikreyler cihanda seni dillerim

Benim güzel Türkiye’m cennet vatanım.

 

            (1987)

Güfte:Aşık Çağlari 

Beste:Lütfi Peşket

Albüm:Hoşgörü 2-2004

 

BİZ CUMHURİYET’İN ÇOCUKLARIYIZ

 

Zaferler kazanıp destanlar yazan,

(Türküz doğruyuz çalışkanız biz )

Bayrağın rengini alla boyayan,

(Türküz şanlı Türk evlatlarıyız )

 

Başbuğumuz Mustafa Kemal’imiz,

Kazım Karabekir askerlerimiz,

Sancaktardır  ulu dedelerimiz,

(Türküz şanlı Türk evlatlarıyız )

 

Çağlarî’m der, ayyıldızlı bu sancak,

Sönmeyecek Hilâl hep parlayacak,

Kıyamete kadar yıkılmayacak,

(Türküz şanlı Türk evlatlarıyız )

 

            (nakarat)

(Türküz doğruyuz çalışkanız biz )

(Türküz şanlı Türk evlatlarıyız )

( Müslüman layık demokrat milletiz )

(Biz Cumhuriyetin çocuklarıyız )

 

      (1998)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 3-2010


 

MORCALI  DERELERİ

 

Morcalı dereleri akıp gider sarınca

İçinde yar sevmedim şöyle selvi boyluca

İstedim vermiyorlar bulmayasıca koca

Ay hanım ayşe hanım nolacak benim halım ?

İstedim vermiyorlar al bohcanı kaçalım..

 

Morcalı yaylaları yamaçtadır yamaçta

İçinden yar sevmedim şöyle küçük yaşlar

Bu nasıl sevda böyle akıl koymadı başta

Ay hanım ayşe hanım sevdiceğim sultanım.

İstiyom vermiyorlar al bohcanı kaçalım.

 

             (2002)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 2-2004


 

LARENDE

Nice Erler konup göçtü bu handan,
Erenlerin diyarıdır Larende...
Ben Yunus’u başka yerde aramam.
Yarenlerin diyarıdır Larende...

Ahi Evran,Hacı Bektaş Veli’ye
Medhi Baba Tabtuk Emre indinde
Kim olursan ol gel Üstad nezninde
Evliyalar diyarıdır Larende...
 
Aşranlılar,kenzilerin yanında
Piri Reis,Sallur bey sancağında
Mehmet beyim lisan aşina onda
Sormaya ne hacet iki cihanda.
Embiyalar diyarıdır Larende.
 
1996
Aşık Mevlevi Nuri Uzun

Beste:Âşık Çağlarî

Albüm:Hoşgörü 3-2010


   ALLAH AŞKINA

 

Hayli zaman oldu yar yar ayrı düşeli,

Dön gel kavuşalım dön gel Allah aşkına.

Hasretinle oldum ey yar divane deli,

Dön gel kavuşalım dön gel Allah aşkına.

 

Dört mevsim boranda karda kara kıştayım,

Eller al bağlamış ey yar bense yastayım.

Hasretinle verem oldum onmaz hastayım,

Dön gel kavuşalım dön gel Allah aşkına.

 

Merhamet kıl n’olur  n’olur çeşmim yaşına!

Zülüflerin yağlı urgan eyle başıma.

Baykuşlar tünedi ey yar gönül köşküme,

Dön gel kavuşalım dön gel Allah aşkına.

 

 (1998)

Güfte:Aşık Çağlari

Beste:Lütfi Peşket

Albüm:Hoşgörü 2-2004


 

HAMDOLSUN

 

Gönül atım girdi dostun bağına,

Çoban oldum ormanına,dağına.

Bir damladan aktık dost ırmağına,

Sel olup çağlayıp aktık hamdolsun...

 

Aşk menendin içip nâra garıldık,

Ne o dosta küsüp yâra darıldık,

Toprak idik takla,takkı yarıldık

İkilik kininden geçtik hamdolsun...

 

Arıyız,uçarız kırmızı gül'e,

Güller nazik ola dertli bülbül'e,

Çağlarî’m der ahvalimiz kâmil'e,

Sual edip açtık açtık hamdolsun.

 

             (1989)

Güfte:Aşık Çağlari

 Beste:Lütfi Peşket

Albüm:Hoşgörü 2-2004


 

VARAK SENİNLE

 

Gel benim ey deli divane gönlüm,

Bir kavli karara varak seninle...

Eğlenme boş yere yadda yabanda,

Gurbetten sılaya varak seninle...

 

Hülyalara dalıp gidek başbaşa,

Muhabbet bağına varak seninle...

Aşk cehennem ise girek ataşa,

Gel aşkın nârında yanak seninle...

 

Mutluluğu yudum yudum içelim,

Gel aşkın demine kanak seninle...

Geceyi gündüze katıp geçelim,

Gel aşkı erdeme varak seninle.

 

             (1997)  

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 3-2010


 

OLMUYOR SABAHIN GURBET

 

Yollarına düşüp geldim

Karlı dağlar aşıp geldim

Geceler uykumu böldüm

Olmuyor sabahın gurbet...

 

Bülbülüm dargındır güle

Ol garip halim kim bile

Karıştı arzular yele

Olmuyor sabahın gurbet...

 

Çağlarî ayrı yârinden

Gitmez hayali serimden

Öldürdün beni ölmeden

Kılınsın cenazem gurbet.

 

 (1988)

Güfte:Aşık Çağlari

Beste:Sebahattin Öztütüncü


 SEÇEMEZ OLDUM

 

O kara gözlerin yakar sinemi,

Viran ettin güzel gönül hanemi.

Kimseler sormuyor dertli halimi,

Derdimi kimseye açamaz oldum...

 

Sürme çekmiş kaşın halbihal nakış,

Kurban olam güzel o nasıl bakış,

Gönül bağlarımda eser kara kış,

Baharım yazımı seçemez oldum...

 

Çağlarî der güzel sevmişim seni,

Kıyarım canıma almazsam yari,

Yakarım yolunda devri alemi,

Yar aşkına paha biçemez oldum.

 

             (1985)

Beste:Lütfi Peşket -Çağlari

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 2-2004


 

BİZİ BÖLMEYİN

 

Adem’den Havva’dan geldik cihana,

Biz kardeşiz bizi bizden bölmeyin...

Nedir bu tafralar nedir bahane?

Biz kardeşiz bizi bizden bölmeyin....

 

Yasalar rejimler töreler ile,

Darasız tartısız fireler ile,

Firavun misali hileler ile,

Biz kardeşiz bizi bizden bölmeyin....

 

İnsanın insana dost nedir farkı?

Kim kime ne vermiş alamaz hakkı ?

Sanmayın dört kitap dördü de farklı,

Fikir başka başka  bizi bölmeyin

Biz kardeşiz bizi bizden bölmeyin....

 

             (1995)

Söz Müzik:Aşık Çağlari


 ÇARE GÖNLÜM

 

Bakmadın gönül halına

Kondun bir gülün dalına

Başladı bülbül figana

Oy benim biçare gönlüm...

 

Açtın yelkenim ummana

Koydun hallarım gümana

Büründü başın borana

Oy benim biçare gönlüm...

 

Âşıklık kolay mı sandın

Aşkın deryasına daldın

Sen aşkı mecaz’a yandım

Oy benim biçare gönlüm...

 

Çağlarî’m der deli gönlüm

Çiçek açmaz neden gülün

Zaya geçti koca ömrüm

Oy benim biçare gönlüm.

 

 (1987 )

Güfte:Aşık Çağlari

 Beste:Lütfi Peşket


 

ŞAŞKIN ETME BENİ GÖNÜL

Gönül kuşum uçma yüksek

Bir gün ölüm olsa gerek

Hakikat kal daim gerçek

Şaşkın etme beni gönül...

 

Gerçeğe her daim sarıl

Mümin ol kâmile parıl

Cahilsen seç yolun ayrıl

Düşkün etme beni gönül...

 

Mertlik yolun yürü her dem

Giyesin hırkasın bir dem

Bülbül vazgeçer mi gülden

Mihman etme beni gönül...

 

Çağlarî der açma yaram

Bulunmaz yaramız saran

Mevsimlerin boran boran

Duman etme beni gönül.

 

             (1987)

Söz Müzik:Aşık Çağlari


 GARiP GARiP

 

Gizli bir hal oldu,oldu bana erenler,

Yolda yürüdüğüm yollar, hep garip garip  

Hancı sanır neden,neden Pîrim görenler,

Âşıklar sorarlar dosta dil garip garip  

 

Gideyim hana ben yollar,yollar pek ırak,

Çağlayıp akıyor,deli gönlümde Fırat  

Dünya da derler ki  ahlak, ahrette sırat

Ademoğlu döner döner sal garip garip.  

 

Çağlarî der gönül gönül verdim Mevlaya,

Gönül kuşum saldım saldım umman deryaya  

Hakka sarılanlar asla kalmazmış yaya,

Kalbinden kibiri dostum sil garip garip  

 

             (1988)

Güfte:Aşık Çağlari

Beste:Lütfi Peşket

Albüm:Hoşgörü 3 - 2010


 TOZAR ELVAN ELVAN

Deli poyraz gibi divane gönlüm,

Tozar elvan elvan savrulur gider...

Bir rüya misali mihmane ömrüm,

Solar elvan elvan an olur gider...

 

Kar çiçeği kır çiçeği istiyor,

Arar elvan elvan yorulur gider...

Her güzele mehil verip kanıyor,

Yanar elvan elvan kül olur gider...

 

Çağlarî’m çağlarım coşar çağlarım,

Ummanı deryaya taşar çağlarım,

Nice olur gönül  naçar hallarım,

Şaşar elvan elvan san olur gider.

 

             (1997)

Güfte Beste:Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 3 - 2010

 


 SEHER YELİ

 

Her seher her sabah çığrışır kuşlar,

Derdime bir çare hey seher yeli...

Dinmiyor çeşmimde çağlayan yaşlar,

Derdime bir çare hey seher yeli...

 

Hasretim,cananın mahcemaline,

Ulaşmaz ahvalim varmaz yerine,

Tabip kâr eylemez dertli gönlüme,

Derdime bir çare hey seher yeli...

 

Karlı dağlar gibi boranda başım ,

Sevdiceğim dilber hayalim düşüm,

Zehir etti felek ekmeğim aşım,

Derdime bir çare hey seher yeli.

 

 

                (1992)

Söz Müzik :Aşık Çağlari


 SAZIM SAZIM

 

Sazım sazım benim bülbül avazlım,

Ötme garip garip olma sen zalım,

Yadlara demezdim ben arzuhalım,

Destan ettin beni dillere yaydın.

 

 Fa-diezden es-do-re-mi-bemolden

Vurdun beni yaraladın gönülden,

Feyiz'maldın garip dertli bülbülden,

Mestan ettin beni dillere yaydın.

 

             (1994)

Söz Müzik :Aşık Çağlari

 

GÖNÜL KUŞUM

 

Gönül kuşum havalandın uçarsın,

Uça uça gitsen nere varırsın?

Şu cahil ömrümü gama boğarsın,

Tüne gönül tüne daim engine...

 

Gönül kuşum tüne daim engine,

Meyil etme n’olur çoğa zengine,

Davul bilem vurur dengi dengine,

Tüne gönül tüne daim engine...

 

Çağlari der  gönül senin elinden,

Usandım cihanda aciz dilinden,

İnleyen sazımın paslı telinden,

Tüne gönül tüne daim engine.

 

             (1989)

Güfte:Aşık Çağlari

Beste:Lütfi Peşket

 


 SAVAŞ BELASI

 

Bir çocuk ağlıyor nerde anası ?

Sargı tutar mı dost savaş yarası?

Bütün insanlığın gönül duası,

Susmalı silâhlar savaş belası...

 

Dört kitapta bire varır bireyler,

Hoşgörü barışı,sevgiyi yeğler,

Evrensel dünya da akli selimler,

Susmalı silâhlar savaş belası...

 

Sussun bu silâhlar,bitsin savaşlar.

Ölmesin bebeler, masum çocuklar,

Çekilsin ordular, gitsin bu tanklar,

Susmalı silâhlar savaş belası...

 

             (1999)

Güfte:Aşık Çağlari

Beste:Lütfi Peşket

Albüm:Hoşgörü 2 - 2004


 AVŞAR GÜZELİ

Yazılmış kadrime bahtım ezeli,

Gözleri sürmeli avşar güzeli.

Taramış zülfünü okur gazeli,

Gözleri sürmeli avşar güzeli...

 

Melâkedir sanki; pir peri kızı,

Edası başkadır, doyumsuz nazı,

seherde parlayan zühre yıldızı,

Gözleri sürmeli avşar güzeli...

 

Harmanlarda,nadan savurur yele,

İbrişim kuşağı bağlamış bele,

Yanakları al al, benziyor güle,

Gözleri sürmeli avşar güzeli.

 

             (1984)

Söz:Aşık Çağlari

Müzik:Lütfi Peşket

Albüm:Hoşgörü 3-2010


AHVALİMİZ

 

Karar kıl gönül ikrara,

Mürşitler Şah-ı Hünkara.

Kâmil olup hak yoluna,

Varan bilsin ahvalimiz,

 

Arif ile kıl pazarı,

Göresin aşkı nazarı,

Bülbül olup zarı zarı,

Yanan bilsin ahvalimiz,

 

Çirkin ile aç arayı,

Merhem ile sar yarayı,

Sıratı geçip sılayı,

Bulan bilsin ahvalimiz,

 

Dost yolunda olak sefil,

Düşünme hiç boşa gafil,

Çağlari’m der,söze dahil,

Olan bilsin Ahvalimiz,

 

        (1991)

Söz  Aşık Çağlari

Müzik:Lütfi Peşket

Albüm:Hoşgörü 3- 2010


İKRAR

 

Dura dura döndük sele,

Pirimizden himmet gele.

Düşüp dikenli yollara,

Vardık ikrara ikrara...

 

Yana yana piştik,yandık,

Biz aşkın nârına kandık,

Sohbeti arifden alıp,

Vardık ikrara ikrara...

 

Âşıklar eyler bühtanı,

Bil kendini özün tanı,

Döndüğümüz hakkın yönü,

Vardık ikrara ikrara...

 

Çağlari der dost'a sözüm,

Yangınlara döndü özüm,

Derya  deniz  iki gözüm,

Vardık ikrara ikarara.

 

1989

Güfte:Aşık Çağlari

Beste:Lütfi Peşket

 

Albüm:Hoşgörü 2- 2004


 TAŞ OCAĞI

 

Genç ömrünün baharında,

Henüz çiçeği burnunda,

Derviş  Ali’m kaldı yolda,

Zalımsın oy taş ocağı.

 

Taş ocağı, taş ocağı,

Yıktın gittin kaç ocağı?

Zalımsın oy taş ocağı,

Zalımsın oy oy oy oy oy.

 

Derviş Ali’me ne oldu ?

Acı haber tez duyuldu,

Köylüm yollara koyuldu,

Zalımsın oy taş ocağı.

 

Taş ocağı taş ocağı,

Yıktın gittin kaç ocağı ?

Zalımsın oy taş ocağı,

Zalımsın oy oy oy oy oy.

 

 1994

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 3-2010

 


 MEVLAYI SEVERSEN

 

Yıllar var ki gurbettesin,

Ömrüm beklemekle geçsin,

Hasta düştüm sen nerdesin?

Dön gel Mevla’yı seversen...

 

Geçilmez gözüm yaşından,

Var mıdır ölen acından ?

Yatılmaz oldu sancından,

Dön gel Mevla’yı seversen...

 

Hasretin yâr cana yetti,

Kalmadı takatim bitti,

Aylar yıllar sensiz geçti,

Dön gel Mevla’yı seversen...

 

Çağlarî yâr dem çağlarım,

Bozuldu gönül bağlarım,

Yolunu gözler ağlarım,

Dön gel Mevla’yı seversen.

 

           

 

Söz  Aşık Çağlari

Beste: Mürsel Sinan Uğursu (1989)

Albüm:Hoşgörü 1 1997


 DAĞLAR

 

Karşıda süzülen boranlı dağlar,

Sitem ettim size bin sitem dağlar...

Seyyahi alem de hep diyar diyar,

Bizi yadellerde koydunuz dağlar...

 

Mesken tuttuk adsız sansız illere,

Günleri ayları katıp yıllara,

Gönül varmak diler gül yüzlü yâra,

Bizi yadellerde koydunuz dağlar...

 

Çağlarım coşarım efkarım,neşem,

Yol ver dağlar yol ver sılaya geçem,

O yârin elinden bir tas su içem,

Bizi yadellerde koydunuz dağlar...

 

             (1996)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 2- 2004


 YIKILASI GURBET ELLER

 

Kader attı gurbet ele,

Göz yaşlarım döndü sele,

Mesken tuttuk gurbet sende,

Yıkılası gurbet eller...

 

Aramızda sıra dağlar,

Akşam oldu yârem kanar,

Sel oldu göz yaşım çağlar,

Yıkılası gurbet eller...

 

Batsın bu yabanın eli,

Dilime benzemez dili,

Hasretlik tükettin beni,

Yıkılası gurbet eller...

 

Çağlarî’ye mevsim boran,

Yok gurbette halım soran,

Çok olur garibe vuran,

Yıkılası gurbet eller.

 

             (1985)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 1 1997

 

 SEVDA GÜZELİ

 

Kudretten sürmeli hilâl kaşların;

Dökülmüş kulunca sırma saçların,

Zay eyler aklımı kız bakışların,

Güzeller güzeli sevda güzeli...

 

Huri melek midir güzel yüzlerin,

Gökyüzümü sanki mavi gözlerin,

Edalı işveli şirin sözlerin,

Güzeller güzeli sevda güzeli...

 

Parlaktır cemâlin aydan güneşten,

Nâra saldın beni geçtim hevesten,

Çağlari’m de aşık size yürekten,

Güzeller güzeli sevda güzeli.

 

                         (1988)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 1 1997


 PERİŞAN

(Salih Bulut’a ağıt)

 

Acı haberin dost yürekler yakar,

Kuzular ağlaşır sızı perişan...

Kader mi firgât mi nedir tecelli?

Yazılar içinde yazı perişan...

 

Elini tuttum da buz gibi tenin,

Yüzüne baktım da değişmiş rengin,

Beş arşından giymiş beyaz gömleğin,

Ütüsü perişan düzü perişan....

 

Sonsuzluk uykusu sarmış bedeni,

Uyan dedim uyan duymuyor beni,

Nicedir matemin sefil Çağlarî?

Sazın da inleyen sözün perişan.

 

             (1998)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 2 - 2004


 HAL BİLMEZ

 

Gönül yâr belleme haldan bilmezi,

Şerbet bilem olmaz katı pekmezi,

Sevgi metaı’nda yok ise tezi,

Sanki öğüt gibi söylenir durur...

 

Gül diye çalıyı sinene sarma,

Tüneyip  harında avaza durma,

Ne bir alıç verir ne salkım hurma,

Selvi söğüt gibi süzülür durur...

 

Çağlarî katlanma türlü çileye,

Hançer vurmuş gider zalım sineye,

Ne denir kadere nettim feleğe,

Süzer ağıt gibi hep bizi bulur.

 

                        (1995)

Söz : Aşık Çağlari

Müzik:Lütfi Peşket

Albüm:Hoşgörü 3 -2010


 TABİPTE DEME

 

Gönlümde kanayan derin yarama,

Merhemim sendedir tabipte deme...

Gözümde çağlayan sevda seline,

Mendilim sendedir tabip gösterme...

 

Perişan hallerim gayri kararım,

Gezdiğim her yerde seni ararım,

Sinemde bülbülüm yâr ahüzârım,

Güllerim sendedir tabipte deme...

 

Çağlarî yaralar sinem özünde,

Derbeder eyledin dertler düzünde,

Ölmeden sevdiğim göksün üstünde,

Serverim sendedir tabipte deme.

 

  (1993)

 

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 1 1997


 SEVDAKĊR

 

Sevdalıyım ben bir melek yüzlüye,

Melek yüzlü meğer tatlı sözlüye,

Hele bakın alnımdaki yazıya,

Sevdakârım ben serrine sevdakâr..

 

 

Serimde tütersin şahım, sultanım,

Himmet eyle ben yoluna kurbanım,

Göster cemalini pirim hünkârım,

Sevdakârım ben serrine Sevdakâr..

 

Yanar yâr aşkınla sevda bağlarım,

Gece gündüz demez her dem ağlarım,

Bir nazar ahvalim sefil çağlarım,

Sevdakârım ben serrine sevdakâr.

 

(1988)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 1 1997


İKİ KEZ EVLENMEYİN

Ayşe’m der yat araba,

Fatma’m der moda moda,

Her gün bu aynı kavga,

Cüzdanım hepten darda...

 

Birisi al beğenmez,

Diğeri zora gelmez,

İkisi de hal bilmez,

İki evlenen gülmez...

 

İki evlenen deli,

Peruklar saklar keli,

Ters yöne gider gemi,

Yel tutmaz yelkenleri.

         (Nakarat)

İki kez evlenmeyin

Gençliğe güvenmeyin

Dünyaya aldanmayın

Ben yandım siz yanmayın.

           

 

(1997)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 2 - 2004


 AHÜZÂR BENİM

 

Söyleyin bülbüle ötmesin dalda,

Onun ahuzârı nâr gonca gülde,

Bin nazarım kaldı nazlı gelinde,

Ötme bülbül ötme ahüzâr benim...

 

Her seher her sabah bizim bahçede,

Ahüzâr eylersin halin nicede,

Açma yaralarım kanar içerde.

Ötme bülbül ötme sinem kor benim...

 

Senin ahdın güller, benimse sunam,

Göç etti gönülden dost telli turnam,

Çağlayan gözyaşım dertlerim umman,

Ötme bülbül ötme eşim zâr benim...

 

Çağlari der; kaldım ahüzâr ile,

Figan eylersin dost, intizâr ile,

Ahvalin var ise git güle söyle,

Ötme bülbül ötme vaktim dar benim.

 

            (1989)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 1 1997


ESTİĞİN YETER

 

Otur dur yerinde sen deli gönül,

Deli poyraz gibi estiğin yeter...

Güle sevdalanıp sızlayan bülbül,

Beni dertten derde kestiğin yeter...

 

Çağlari’m der ki dost halimiz nice?

Böyle mi olurmuş zalım sevince?

Şad olup gülmedim şöyle gönlümce;

Beni yerden yere çaldığın yeter.

 

             (1992)

Söz Müzik: Aşık Çağlari

Albüm:Hoşgörü 1 1997


 

 

Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin

 

Ömrümü ben sana verdim vefasız
Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin....

Gençliğim yoluna serdim insafsız
Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin....

Boyların devrile yüreğim yanar
Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin....

Aramıza ördün hasretten duvar
Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin....

Başımda tacımdın gülümsün dedim
Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin....

Gönlümün bağına bülbül eyledim
Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin....

Çağlari der: yeter cev'rile cefan
Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin....

Ne gününü gördüm ne sürdüm sefan
Bilmedin yâr kadir kıymet bilmedin.


19-12-2009 Amsterdam

Söz Müzik: Aşık Çağlari - (Muammer Çalar)


 

Âşık Çağlarî'ye atfen yazılanlar

 

(OzanÇelebi)

 

Geçer iken Çağlari'ye uğradım,
Nasibim varımış suyunda senin...
İyi insan olduğunu hemen anladım,
Güzel ahlak varmış soyunda senin...

Tatlı dil yumuşak sözlümü sözlü,
Aslı belli nesil özlümü özlü,
Aşk ateşi sarmış yüreği közlü,
Sevgi saygı varmış huyunda senin...

Karnı yarık sütlaç geldi sofraya,
Kısır köfte turşu serdi masaya,
Muhabbet eyledik kahveye çay'a
Kırk yıl hatır koydum çayına senin...
 
Ozan Çelebi'nin kardeşi oldun,
Sazınla sözünle hatrımı sordun,
Bizim için hürmet edip yoruldun,
Allah ömür versin boyuna senin.

Erzurum'lu Ozan Dursun Çelebi
Hollanda 26 08 1996


 

BİR SEFİL SEYYAH

 

 (Erdal Canbulat)

 

 

Bir gül açmış Larende illerinden
Miski amber saçar gezer dilinden
İlmi ledun okur gönül telinden
Umutları türkülere bölünmüş gider...

Sazım bastonum der kalemim silah
Ervahı aah! ezeli tecelli eyvah
Şad olup gülmemiş cihanda bedbah
Umutları türkülere bölünmüş gider...
 
Fani darı handa mihmanı mamur
Makam  makam sızlar koca bir ömür
Seyyahidir konar göçer yolcudur
Umutları türkülere bölünmüş gider...
 
Şair ozan  Âşık Çağlarî olmuş
Bozbulanık çorak akıp durulmuş
Yunus gibi yanmış pişmiş kavrulmuş
Umutları türkülere bölünmüş gider...

 

Erdal Canbulat 1998


 BİLEMEDİM

 

 (Muhammed Güzel)

 

Bir yel esti acı gurbet yaban elinden
Kozan'dan mı Karaman'dan mı bilemedim
Türkçeyi bölüştük şiirlerin dilinden
Sözler, candan mı yürekten mi bilemedim

Toroslar yankılanıyor deyişlerinde
Çağlar adı çağlari gürleyişlerinde
Sazını duydum sözü karaman elinde
Karacoğlan mı pir sultan'mı bilemedim

Yeni başlamıştık söz can alan yerinde
Kesildi yel tınas kaldı harman yerinde
Sözüm mü kavız geldi ki meydan yerinde
Yörükoğlu'nun dilinden mi bilemedim.

                  muhammetguzel@turk.net


  İnsanın Dili Vatandır

 

 (Muhammed Güzel)

 

Kim demiş 'dünya iki kapılı handır'
Gerçeği tek oda bir sahandır
Benim ozanımın yurdu cümle cihandır
Ozan dünyalıdır aslında gurbet yalandır

Karaman'dan çıkmasaydı güzel atikenin babası
Diyelim bizim yaylada olsaydı yuvası
Belki biraz toprağı farklı biraz havası
Ama şimdi Çağlari bizim sazı orda çalandır

Yörükoğlu kendine söyler hece bilmez
Hasreti elbet çekenden öte kimse bilmez
Erkan oturup ustayla söyleşebilmez
Diline sarıl dost insanın dili vatandır

Muhammet Güzel
14*06*2002 Mersin


  (Âşık Yekdahi)

 

Çağlarî’nin fikri yaman
Şaştım kaldım zaman zaman
Sanki her sözü bir ferman
Böyle bir Ozan görmedim.

Âşık Yekdahî
yekdahi@aol.de


  Görmezmisin

 

(Doğan Çiçek)

 

Nazarı şöyle dursun, ibret olmak için
Çağlayanlar aştım, Çin'e ulaştım ilim, irfan için.
Ahirette gül cemalin görmek için
Ben Yunus oldum görmez misin?

Çiçek değil güneş olam cihana
Kâmil olup ariflerle çıkam divana
Can kurban olsun hakkın yoluna
Ser değil gönlüm onun bilmez misin?

Fani dünya seraptır kul Doğan'a
Atla değil tabutla gideceğim Yar'a
Hak aşkıyla Yunus gibi yana yana
Yoklukta varlığa ereceğim sezmez misin?

Derviş Yunus gibi cihan-ı aleme
İmanla gidesin ahirete
Şefaat eylesin Rasulüm ümmete
İçim yanar bir yudum su vermez misin?

Doğan Çiçek

doci@mynet.com

 


 Çağla Bakalım

 

(Halil Köse)

 

Usta ellerinden sular mı içtin
Çağlarî dedem çağla bakalım
Karaman elinden gündüz mü geçtin
Çağlarî dedem çağla bakalım

Bin söz içinden söz seçtin
Işıklı sudan geçip yaramı deştin
Bir yanım filizse de bir yanım geçkin
Geceyi gündüze bağla bakalım

'Ölümden de yaman gurbet var iken'
Üç tomurcuğun vakti bahara dar iken
Biri yele, biri sele, biri sana zar iken
El vurup dizine ağla bakalım

Heceleri saydım yetiremedim
Gurbeti gezdim bitiremedim
Sözümün ardını getiremedim
Toplamayı çıkarmayla sağla bakalım

Halil Kösem
21-07-2002

 


  Karaman'lı dost Çağlarî'm

 

(ÂŞIK ERZADE KAPAN)

 

Küçük yaşta avrupada
Karaman'lı dost Çağlarî'm.
Vatanın görür rüyada
Karaman'lı dost Çağlarî'm.

Yana yana özün arar
Seyyah olmuş gezer diyar
Şair olmuş şiir yazar
Karaman'lı dost Çağlarî'm.
*****
Ozanların dili sensin
Aşıkların gülü sensin
Dertli sazda sırma telsin
Karaman'lı dost Çağlarî'm.
*****
Memet bey'in Türkçesini
Unutmamış lehçesini
Aruz yazsa hecesini
Karaman'lı dost Çağlarî'm.
*****
Erzade der küçük ozan
Elinde saz dilde destan
Yarınlar senindir inan
Karaman'lı dost Çağlarî'm.

22/01/1998 Amsterdam

 


 Âşık Çağlarî'ye

 

 (Ozan Ezgini)

 

Moderin dünyanın yeni icadı,
E'Maille buluşsak Âşık ÇAĞLARÎ.
Güzelim dünyada bir çok mesajı,
Chat'le bölüşsek Âşık ÇAĞLARÎ.
& & &
Hayatla küs durma hep barışık ol,
Sevgiyi yudumla gönüllere dol,
Hedefe götürür İncecik bir yol,
Özile çalışsak Âşık ÇAĞLARÎ..
& & &
Türk Milleti LaîkŞerefe üne,
Umutla bakarızyarına güne,
EZGİNİ'yi hasret koymayın düne,
Hasrete alışsak Âşık ÇAĞLARÎ.

 

Ozan Ezgini.31.10.2001

 Ankara

 


 Aşık Çağlari'ye

 

( Duran Kılıç)

  

Çoban idim evet, çoban Çağlarî
Beyhude gezmedim inan dağlarda
Bülbüller öterdi bizim bağlarda
He gayri şimdi arabamız nem varya Çağlarî..

Bazan oralarda bazan burada
Çok mutluyduk inan dağlarda
Gün gelir herkes garibanını anlarda
Şimdi katımız yatımız nem var ya Çağlarî..

Garip Duran'iyim Âşık Çağlarî
Nede güzeldir yurdumun şimdi dağları
Sılada bırakıp geldik anayı Yari
Şimdi para pulumuz nem var ya Çağlarî..

Çağlarî biliyorum sende böylesin
Avrupa'da mutlu olan çıkıp söylesin
Araki bulasın, eskiyi şimdi nerde bulasın
Şimdi her bir şeyimiz var, var ya Çağlarî...

Dağlar nede güzeldi değilmi Âşık
Bulgur çorbasına çalardık kaşık
Ninem ısdar kurardı anam beşik
Şimdi bal baklavamız var ya Çağlarî...

Nerede şimdi o sevgi saygı
Oğlan babaya ulamı derdi
Avrupa bize sadece paramı verdi
İşte simdi her şeyimiz var ya Çağlarî.

 

Garibanım (Duran Kılıç )

Danimarka


 Çağlari Sitesi

(Ozan Armutçu)

 

Halibramın sayesinde sana ulaştım
Nice dağlar tepeler yamaçlar aştım
Almanya Hollanda heryeri dolaştım
Ozan Armutçu Çağlarî Sitesi yoklar oldu.

Bir taşlama yaz bana böğrümü delsin
Çağlarî Allah senin iyiliğini versin
Peşinsıramıyız ha! Sen ne dersin?
Ozan Armutçu Çağlarî Sitesi yoklar oldu

Sözün kısası 4 beşliksin Çağlari üstadım
Yarım elma selam vermektir maksadım
Dostluk köprüsüne bahane bu ilk adım
Ozan Armutçu Çağlarî Sitesi yoklar oldu

Ozan Armutçu (Bolu Mengen)

 


 Âşık Çağlarî'ye (H.İ.Tokmak)

 

Diyarı gurbet gezer durursun
İlhamı Yunus Emreden alırsın
Gurbet gurbet figanı bilirsin
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm

Bir gurbet türküsü söyleyelim
Üstadın himmetine boyun eğelim
Benim nerem üstaddır diyelim
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm

Acizim kendim kendi bedenimde
Bir çobandım köyün güdenimde
Evlatlar için gurbet gezenimde
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm

Gönül çağlamaz olur bazen
Ayrılıkdır sinemi kırıp bozan
Aslında acizdir bunları yazan
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm

Bende sevdim tüm mahlükatı
Bilmem nedir aşkın kudreti
Gönül dinlemez ferman himmeti
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm

Çoban idim sürü otlatan
Şiir yazdım oldum şarlatan
Çileyi şifa niyetine yutan
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm

İstanbul ilini mekan tuttum
Sanmaki sılayı ben unutdum
Gurbetde saçımı nasıl ağardım
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm

Özümüz bir sözümüz birdir
Yolumuz Yunu’sun yoludur
Saz çalamıyan aciz kulumdur
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm

Karacaoğlan kahvede kara der
Yüreğimdeki yara oldu per
Bendeki uslüpsuz bir dil
Aleyküm selam Âşık Çağlarî'm
 

H. İbrahim Tokmak
15/09/2002


 Avutmadı beni Âşık Çağlarî

 

(Sabit İnce )

 

İkibin yılının Ekim ayında,
Uyutmadı beni Âşık Çağlarî,
Asillik var belli onun soyunda,
Avutmadı beni Âşık Çağlarî.

Ey aşık çilemiz bitecek sanma,
Allah’ın aşkına bizi pek anma,
Biz yanmışız etme bir de sen yanma,
Soğutmadı beni Âşık Çağlarî.

Gecenin üçünde derdimiz arttı,
Hollanda elinden değnek fırlattı,
O nurlu değnek ki gözüm parlattı,
Dağıtmadı beni Âşık Çağlarî.

Aşkın ocağı mı, pınarı mısın,
Yesevi Dedemin çınarı mısın,
Yunus odununun yanarı mısın,
Kavurtmadı beni Âşık Çağlarî.

Ey aşığım sürçmüş dilim affeyle,
Sözlerim galatsa bakma, def eyle,
Gel İnce kervanda sen de saf eyle,
Yanıltmadı beni Âşık Çağlarî.

Sabit İnce 4.10.2002
Kayseri

 


  Sazınıza Sözünüze Katıldım

 

(A. Fethioğlu)

 

Selam size gurbet elden
Âşıkların dilinden, ozanların telinden
Gelip görüşemesekte canı gönülden
Sazınıza sözünüze katıldım.

Başımızı koymuşuz bu sevdaya
Söylenen doğuşlara, çalan sazlara
Yüreği sevgi dolu tüm dostlara
Sazınıza sözünüze katıldım.

Kalbimiz atar hep beraber
Dünya hiç durmaz döner
Âşıklar hem çalar hem de söyler
Sazınıza sözünüze katıldım.

Türkiye bir sevdadır burnumuzda tüter
Konya, Karaman hiç durmaz titrer
Yunusla Mevlana bizi bekler
Sazınıza sözünüze katıldım.

Açılır sohbetle zihinler, beyinler
İnsan okudukca hiçliğe erer
Mektupla değil internetle beyler
Sazınıza sözünüze katıldım.

Âşık Çağlarî sen durma çağla derinden
Yetişir Alinur'un adanın birinden
Hiç sevgin düşermi göynümüzden
Sazınıza sözünüze katıldım.

Alinur'um der ki; geçecek günler
Bitecek hasretler, çekilen çileler
Sizlere selam âşıklar, şairler
Sazınıza Sözünüze katıldım.

Alinur Fethioğlu
5-Kasım-2002

Kıbrıs


 Atışma 1- (Özgürlükler) Çağlari - Mikdati

 

Hür ve eşit yaratmış bizi Yüce Yaradan,
Çekilsin bu engeller, bir bir kalksın aradan,
Evrensel hukuktan ve şu toplumsal yasadan,
Hüriyet ehliyetin almalı her bir insan.....Aşık Çağlari

Hür yaşamak çok güzel, yaşarken haz etmeli
Özde sözde yaşayıp bilerek söz etmeli
Sonsuz hürriyet olmaz hak, hukuk gözetmeli
Adalete saygılı olmalı her bir insan.......Ozan Mikdati

Yaşamak her canlının evrensel doğal hak’kı,
Ömür takvimindeki süreler farklı farklı,
Kural doğ, yaşa ve öl sihirli üçgen şartlı
Ölürken de bahtiyar ölmeli her bir insan.....Aşık Çağlari

Hayat nefes almaksa hayvanlarda yaşıyor
İnsan denen şu varlık bir haysiyet taşıyor
Azıyor, sapıtıyor birbirine düşüyor
Adalet çizgisinde kalmalı her bir insan.....Ozan Mikdati

Eğitim var kutsaldır; yaşama hakkı kadar,
İlim, bilim tahsil et buyurur ya kitaplar,
Eğitimle aşılır uzun ve zor etaplar
Ferhat gibi dağları delmeli her bir insan.....Aşık Çağlari

Okuma hakkı var mı dili zikirde olan
Onlardan tiksiniyor batak ve kirde olan
Birbirini çekemez ayrı fikirde olan
Hoşgörü cevheriyle dolmalı her bir insan….Ozan Mikdati

Eşittir adem oğlu,bir ana bir babadan,
Farklı sesler yükselse’de özgür her kafadan,
Eşitce yararlansın demokrasi rafadan
Önyargıyı gönlünden silmeli her bir insan....Aşık Çağlari

Sürekli sömürüldü, kandırıldı insanlar
Zulüm, baskı, işkence sindirdi insanlar
Her türlü erdeminden döndürüldü insanlar
Gönlünde hürriyeti bulmalı her bir insan….Ozan Mikdati

İnanç özgürlüğümü,o insana yaraşır,
Herkes inandığıyla gider Hak’ka ulaşır,
Yaradan yarattığı kul elbetki tanışır,
Merhamet deryasına dalmalı her bir isan...Aşık Çağlari

İnanca karışılmaz amel sorun oluyor
Dünyada bunun için murun kırın oluyor
Firavun var, Haman var, kimi Karun oluyor
Bu zalim despotları salmalı her bir insan....Ozan Mikdati

Aşık Çağları der ki: insanoğlu rengarenk,
Her renkte var gizlenir gizemli binbir ahenk,
Fikir ve düşünceye açılmaz ki savaş,cenk,
Özgürce fikri beyan etmeli her bir insan...Aşık Çağlari

Der Mikdati: insanlar anlıyor halimizden
Mümküm değil her zaman bal aksın dilimizden
Dertleştik yana yana bu gelir elimizden
Haddini hududunu bilmeli her bir insan...Ozan Mikdati

17-01-2010
Aşık Çağlari -

Ozan Mikdat Bal msn sohbetlerinden

-------------------------------

Dost Kalemlerden

İnsan oğlu insanız, kıt kanaat yaşarız.
Yönetene sorarsan, yüce dağlar aşarız.
Ne verdik nesillere, bir yokuz bir de varız.
Geleceğe bir örnek olmalı her bir insan....Kadir Tozlu

İnanç akıl,kalp işi vurulmaz ona zincir
Dışına vurur amel işte ikisi dindir
Amelini engelle,gelde inancı sindir
Özgürlüğü bilmeli yaşamalı her insan......Eğisteli


 Atışma 4- (Birliğe Çağrı) Mikdati - Çağlari

 

Zalim bizden alır zulmün gücünü
Vermeyelim, gelin birlik olalım
Araştırıp onun bunun suçunu
Görmeyelim, gelin birlik olalım…….Ozan Mikdati

Birbirine vermeyelim zararı
Bu kavgadan kimin olur yararı?
Gün bu gündür hemen verip kararı
Durmayalım gelin birlik olalım………..Aşık Çağlari

O böyleymiş şu şöyleymiş deyip de
Birbirini hırpalayıp yeyip de
Ufak defek yanlışları sayıp da
Yermeyelim, gelin birlik olalım…….Ozan Mikdati

Huzur olmaz bir araya gelmeden!
Öfke nefret öç ve kini silmeden.
Başkasının davulunu bilmeden
Vurmayalım gelin birlik olalım………..Aşık Çağlari

Birlik çağı olmalıdır bu son çağ
Kavga ile, ihtilaftan kopar bağ
Düşmanların ekmeğine balla yağ
Sürmeyelim gelin birlik olalım.......Ozan Mikdati

İncil, Zebur,Tevrat, Kur’an birlik der
Zikreylerler zihinlerde dirlik der
Kavga niza gürültüye şerlik der
Germeyelim gelin birlik olalım………..Aşık Çağlari

Kesemezken bahçenden bir çalıyı
Dış sermaye parsellemiş yalıyı
Despotların yolarına halıyı
Sermeyelim, gelin birlik olalım…….Ozan Mikdati

Yunus Emre gibi sevgi saçmadan
Hoşgörünün gereğinden kaçmadan
Goncaları yeşil yeşil açmadan
Dermeyelim gelin birlik olalım………..Aşık Çağlari

Der Mikdati işlemeli vefayı
Yaşamalı mutluluğu sefayı
Fitnelere uyup asla kafayı
Yormayalım gelin birlik olalım...........Ozan Mikdati

Mevlana der gel kim olursan ol gel
İnsan oğlu ancak Allah’adır kul
Çağlarim der gönüllere bul bir yol
Kırmayalım gelin birlik olalım………..Aşık Çağlari


21-01-2010
Ozan Mikdati ve Aşık Çağlari msn
sohbetlerinden
**************************************
Dost Kalemlerden

Ayrım yapmak yakışmaz bizlere
Herkese bakalım aynı göz ile
Yürek güzelse yeter bizlere
Ayrılmayalım gelin birlik olalım.....Aktaşım

Gurunu yere sermek ne diye
Özenipte onun bunun inine
Alırmısın bizi içine diye
Sormayalım gelin birlik olalım..........Nehir

Yetmiş milyon aynı can kardeşiyiz
Ay yıldız altında kan kardeşiyiz
Kürt Türk Laz'Çerkez'i Türkiye'liyiz
Sormayalım gelin birlik olalım..........Mehmet Kındap

Rabbimin adıdır dostlarım vahid
Adem babam ile gelen din tevhid
Elestü bezminde yapmıştık ahid
Amenna diyelim birlik olalım............Eğisteli

Elin aklıyla gittiğimiz yeter
Amerkan Rus u hala bizi güder
İsrail içimize gizli sızar
Türkün aklı yeter birlik olalım.........Mehmet Harimdar

Omuz omuza verdik kötü günlerde halkla
Canı ortaya koyduk bil savaşta atayla
Helâlleştik siperde dost! Vatanla bayrakla
Ayrılmayalım yaren, gelin birlik olalım..........Dilşade Güngör

Anlayın artık fânidir bu dünya
Hiç kimse götürmeyecek sırtında
Beş metrelik beyaz kefenden başka
Düşmanlar gülmesin dostluk kuralım....Hâdiye Kaptan

Kurban oluruz taşına toprağına.
Canımızı veririz vatan uğruna.
İnanmalıyız kardeş olduğumuza.
Bu vatan hepimizin birlik olalım....Reyhan Altaş

Kurban olam bayrağımın alına
Vatanımın burçlarında salına
Tefrikayla ayrılığın yoluna
Girmeyelim, gelin birlik olalaım........HaZ

İki söz sultanı, demiş sözünü,
Kelâmın kibarı, hemde özünü
Biz ise kırarız, kafa-gözünü,
Bi susak siz deyin, birlik olalım.....Bedri Tahir Adaklı

Yetmiş milyon aynı can kardeşiyiz
Ay yıldız altında kan kardeşiyiz
Kürt,Türk,Laz,Çerkez'i TÜRKİYE'liyiz.
Hormayalım gelin birlik olalım...........sfi

Rabbimin adıdır dostlarım vahid
Adem babam ile gelen din tevhid
Elestü bezminde yapmıştık ahid
Amenna diyelim birlik olalım........Eğisteli

Fırsat verme düşmanların eline
Fitneci nin kilit vurup diline
Hak olmayan davanın menziline
Ermeyelim gelin birlik olalım...Kaya Ünver7kaleli1


Atışma

 

İlbey
Tanımadan değer biçme.
Yanlış yerden, dostun seçme.
Dürüst Dosttan, vazgeçme.
Dürüstlüktür ahdim benim.

Çağlarî
İnsana biçilirmi değer
Can Canan o, yârdır meğer
Dost dosta olmalı nefer
Dürüstlüğe meylim benim..

İlbey
Toprak, Ana insanlığa.
Ömür yetmez tanımaya,
İnsan gibi, İnsan olmaya.
Gider doğru yolum benim.

Çağlarî
Toprak Ana cömert Ana
Rahmeti boldur kuluna
Yunusleyn şöyle divana
Hakka doğru yolum benim..

İlbey
Koşamam menfaat peşine.
Zarar ise dost evine.
Emek, ait sahibine.
Söyler doğru dilim benim.

Çağlarî 
Tamaha meyletme varma
Nasibin yersin yorulma
Mazlumun ahını alma
Çıkar ahest-e gülüm benim..

İlbey
Sözüm Diken bazen Dosta.
Anlayana olur beste.
Uygun name, güzel söze.
Dayanmaz ki özüm benim.


Çağlarî
Dost söylerse acı söyler
Alana bal sunar beyler
Kemend olur sazda meler
Çağlar iki gözüm benim..

İlbey
Duygusalımdır ben biraz.
Her güzele geçermi, naz.
Şöyle düşün.anla biraz.
Kardeşcedir sözüm benim.

Çağlarî
Dilde hoşgörü sermayem
Kalemde şiir kinayem
Toplumda saygı himayem
Yunuscadır özüm benim..

İlbey
Güvenilmez günlük Dosta.
Çürük Meyva, dal hasta.
Güvenilir bir can dosta.
Eğiktir başım benim.

Çağlarî
İyi gün dostu vafasız
Dar günde kaçar tabansız
Sadık olmalı tarafsız
Türkü çalar sazım benim..

İlbey
Kırık Sazım, teller paslı.
Icim buruk, gönlüm yaslı.
Ilbey im, aydın Sivas lı.
Pir Sultan dan hazim benim.

Çağlarî
Öz Türkcenin kalesiyim
Yunus Emre Mehmet beyim
Çağlari derler divaneyim
Karaman'da mazim benim.

15*10*02
İlbey -Çağlari


 Atışma

 

Mümkünmüdür

Ozan Ata Canani
Değerli dost güzel insan, Görmek mümkünmüdür seni? ?
Uğruna fedadır bu can, Yermek mümkünmüdür seni? ?

Âşık Çağlarî
Sadık dost muhterem hocam, Kırmak mümkünmüdür sizi! !
Yoluna fedadır bin can, Yermek mümkünmüdür sizi! !

Ozan Ata Canani
Muhabbeti tatlı dili, Binbir çeşit dünya hali
Has bahcede gül misali, Dermek mümkünmüdür senii? ?

Âşık Çağlarî
Meyli muhabbetiniz bal///Döner çarkı devranı hal
Has bahceden dost bağına yol, Yormak mümkünmüdür sizi! !

Ozan Ata Canani
Bir kez gelsen bizim köye, Dertleşirdik doya doya
Hollanda'dan Almanya'ya, yormak mümkünmüdür seni

Âşık Çağlarî
Bin kez nasip etse Mevla, Şen olur gönül evimde yayla
Çağırsamki yaramı sarmaya, Görmek mümkünmüdür sizi! !

Ozan Ata Canani
Bak Canani engel aşıp, Yad eyliyor seni coşup
Hasret ile kucaklaşıp, Sarmak mümkünmüdür seni? ?

Âşık Çağlarî
Çağlari der Canani dost, Dost yoluna serelim post
Gönül köşkümdeki taç, Yermek mümkünmüdür sizi! !

 

22 *10*2002
Ozan Ata Canani *
Âşık Çağlarî

 


 Atışma

 

H.ibrahim tokmak
Dostlar bu meydan atışma meydanı
Aşığında şiirdir harmanı
Aşıklar kapışmanın tam zamanı
Haydin doslar kuralım divanı

Çağlarî
Kirk pinar ağasıyım demek lafla olmaz
Er isen cık meydana hodri meydan
Gün bu gün atışma zamanı durulmaz
Diyen o dost Halil ibrahim Tokmaktı..
 
H.ibrahim tokmak
Çamlı beli mesken eylemiş
Delikli demir cıktı merlik bozuldu demiş
Koca yusufun oğlu boluyu fet eylemiş
Söyleyin dostlar kimdir bu yiğit
 
Çağlarî
Koç Köroğluydu Çamlıbelleri aşan
Koca Yusuf gibi babası vardı nişan
Mertlik bozuldu devir değişti hal perişan
Diyen o dost bolu beyiydi Bolu beyi..
 
H.ibrahim tokmak
Aşkı için kayaları delmiş dağlardan yol vermiş
Yaba ile taşları savurmuş
Şehzadeler diyarının sarayına su salmış
Söyleyin dostlarım kimdir bu aşık
 
Çağlarî
Mejnun Leylası için çöllere düştü
Kerem Aslının aşkından yollara düştü
Şirinin aşkından kendini karşı dağlara
Vuran o dost Ferhat idi hey dost Ferhat..
 
H.ibrahim tokmak
kaşları kara güzel deyip meram etmiş
Aşıklara ılham periliği yapmiş
Ağalar beyler içerler kahvede kara demiş
Söyleyin doslarım kimdir bu aşık
 
Çağlarî
Avşar ellerinde torasların eteğinde
Aşiret uşağıdır güzellerin peşinde
Türkiler maniler yakıp duran sazın telinde
Çalan o dost Karacaoğlan idi Karacaoğlan
 
H.ibrahim tokmak
Ozan armutcum cokmu yüklendim?
Kim görmüş hangi perde ardına saklandım
Aşk ırmagında bende aklandım
Kancıklar kacar yığıtler ortada dikilir
Bükülmeyen bileğin eli öpülür
 
Çağlarî
Armutcu üstadım Ayvacı narcı dostum
Eşkere serdiler meydana naciz postum
Halil ibrahimedir üstad benim kastim
Diyen o dost Çağlari değilmiydi Çağlari


H.ibrahim tokmak*Aşık Çağlari


 Atışma (Ah Anadolum) Nuri Can -Aşık Çağlari

 

Yükledin yükümü gurbet ellere
Dur diyen olmadı ah Anadolu'm
Kor düştü yanıyor bak yüreklere
Su veren kalmadı vah Anadolu'm..........Nuri Can

Kafeste bülbül gibi zar ağlarım
Yaş silen olmadı ah Anadolu'm..
Zay olup gitti de gençlik çağlarım
Hal bilen olmadı vah Anadolu'm............Aşık Çağlari

Dalımda bir heybe gözyaşı dolu
Uzadıkça uzar gurbetin yolu
İstersen ardımda çalma davulu
Gidenler dönmüyor ah Anadolu'm...........Nuri Can

Pir sultanlar misali sürgündeyim
Gel diyen olmadı ah Anadolu'm..
Yol vermez ki dağlar yare gideyim
El veren olmadı vah Anadolu'm..............Aşık Çağlari

Dağların başına duman sis çökmüş
Her geçen bu yolda gözyaşı dökmüş
Bakarım yavrular boynunu bükmüş
Gitmek zor geliyor ah Anadolu'm.............Nuri Can

Gurbetin kahrı zorumuş zor meğer
Yiğit namerde baş eğermi eğer
Beden burda, gönül sılada gezer
Yol bulan olmadı ah Anadolu'm...............Aşık Çağlari

Çekeriz çileyi çekeriz kahrı
Adımız garibe çıkmıştır gayrı
Anadan babadan bacıdan ayrı
İçimiz kanıyor ah Anadolu'm..................Nuri Can.

Bilmem kader firgat, bilmem tecelli
Yıllardır bitmedi gurbet mecali
Gözümde tütüyor yârin hayali
Kar veren olmadı vah Anadolu'm...........Aşık Çağlari

Kimi zevk peşinde sefaya dalmış
Kimisi yokluktan derten bunalmış
kimi sakat kimi arada kalmış
Yoksulluk ar geliyor vah Anadolu'm...........Nuri Can

Nasıl kıydılar bize kim yolladı
Bizde insanız bu ülke evladı
Yurt oldu bize ellerin hoyradı
Ömrümüz bitiyor ah Anadolu'm................Aşık Çağlari

Hainler maskeyi yüzüne çekmiş
Doğrunun gözleri ırmakmış selmiş
Yiğitler namerde boynunu eğmiş
Gücümüz yetmiyor ah Anadolu'm..............Nuri Can

Ölümden korkum yok ya ayrılık bor
Gün be gün eriyorum kar gibi yar
İçim yanıyor volkanlar gibi kor
Alevsiz dumansız vah Anadolu'm..............Aşık Çağlari


Nuri Can - Aşık Çağlari

 


  Atışma

 

Ömer Kurtar:
Karda tercih et yünlüyü,
Çalışarak olmuş ünnüyü
Boşa uğraşma ayıraman
Aleviden sünnüyü

Çağlarî
Karda sürmeyelim boşa iz
Dayanmaz buna can takat diz
Biz bir dalda iki meyveyiz
Alevi sunni bir dildeyiz..

Ömer Kurtar:
Fark etmez hoca dede
Hakka ibadet ede
Namazıda niyazıda bir
Hızırıda piride bir

Çağlarî
İmamı dedesi papazı-n
Odağı bellidir niyazın
Hep kardeşiz neme lazım
Alevi sunni bir dindeyiz..

Ömer Kurtar:
Cami ile cem evi
İkisi de Allahın evi
Türkiyem çok büyüktür
Kimse yıkamaz devi

Çağlarî
Cami ile cemin arası
İnsanlığın pak manzarası
Hakka varır hepsin duası
Alevi sunni bir yöndeyiz..

Ömer Kurtar:
Ayrılmaz Türkü kürdü
Birlik yıllarca sürdü
Türkiyem bölünemez
Elin iti boşa ürdü

Çağlarî
Türk, Kürt, Lazı Çerkez'i benim
Alevi, Sunni, Dadaş'ı benim
Multi kültürel ülkem benim
Alevi sunni bir sindeyiz
.
Ömer Kurtar: Aşık Çağlari
15*10*02


 Atışma

  

Gel Çağlari
 

Yekdahî
Aşkın harlı ataşında
Dağlanalım gel Çağlarî
İkrar verip Hak Hüdaya
Bağlanalım gel Çağlari
 Çağlarî
Aşkın harlı ataşına
Yolun zorlu yokuşuna
Gönüllerin nakışına
Hoş geldiniz dost Yekdahî..
 Yekdahî
korktuğum günler geliyor
Aklimi baştan alıyor
Eyvah insanlık ölüyor
Ağlanalım gel Çaglarî
 Çağlarî
Korku ne bayram geliyor
Gönüllere seyran geliyor
Aşıklara meydan veriyor
Hoş geldiniz dost Yekdahî..
 Yekdahi
Hakka düşkün özümüzle
Kem gafletsiz gözümüzle
Halka hizmet sazımızla
Sağayalım gel Çağlarî
 Çağlarî
Hakka doğru kul olalım
Aşka doğru yol alalım
Gönüllere mim dolalım
Hoş geldiniz dost Yekdahî..
 Yekdahî
Der Yekdâhi neme hile?
Fikir kültür sanat ile
Gelecek nesile bile
Çağlayalım gel Çağlarî
  
Çağlari
Der Çağlarî Hoşgörüyle
Dostluk kardeşlik birliğine
Canlar ifksan derneğine
Hoş geldiniz dost Yekdahî..

Yekdahi*Çağlari
22.10.2002

 


 

 Yasal uyarı !!

 

Bütün eserlerin her hakkı mahfuzdur

Kullanmak için  izin almayı gerektirir.

 

www.caglari.com 

 Gafil Gönlüm
 
Bizi seveni sevin buyurur bir nida
Şad olunmaz'mış dost ermeyince mabuda
Derviş'e yeter bir asa, yamalı aba
Vay benim gafil gönlüm vay yazık haline...

Bir meşayih bulmadınsa eğer kendine
Nefs-i emmareni vermedinse eline
Varıp konmadınsa aşkın gonca gülüne
Vay benim gafil gönlüm vay yazık haline...

Masumdur beşer daha doğuştan ta başta
Cezbedip gönülde ermedin'se sen aşka
Fikir başka, zikir başka, şükürler başka
Vay benim gafil gönlüm vay yazık haline...

Bir nazar eyledi yetmiş üçe bir dedi
Hoşgörüye gel kim olursan ol gel dedi
Meşayihin aşkı yüceldi arşa erdi
Vay benim gafil gönlüm vay yazık haline...

Destanı da piri babam söyler destanı
Miskin gönüllere eker mest'i mestanı
Cebreyler bülbülleri gezer gülistanı
Vay benim gafil gönlüm vay yazık haline...

O dervişlerin,pirlerin velisi Ali
İmamların başı evliyaların gülü
Bir ummanı derya onun eksilmez gölü
İçmeyen kevseri Ali ('den) vallahi deli
Vay benim gafil gönlüm vay yazık haline...

1996
Aşık Çağlari -Muammer Çalar

(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)

Gurbetten Sılaya 40 Yıllık Özlem  ( 1964 - 2004 ) 


 Kitap Çıktı

Türkevi 

Dikkat Yasal uyarı !!  Bütün eserlerin her hakkı mahfuzdur Kullanmak için  izin almayı gerektirir.


 Morcalı’dan Amsterdam’a akan emek ırmağının çağıltısı

 

 Âşık Çağlarî kimdir?

 

Asıl adı Muammer Çalar olan Çağlarî; 15 Mart 1965 Karaman’ın Morcalı köyünde dünyaya gözlerini açtı.

İlkokulu doğduğu köyde bitirdi, 1980 yılında işçi ailesi

olarak Hollanda'ya geldi.

Halen Amsterdam kentinde yaşamını ve kültür sanat çalışmalarını sürdürmektedir.

Hollanda’da okuma fırsatını elde edince, tekrar üç yıl sanat okuluna gitti, ancak maddi sorunlar nedeniyle bitiremeden okuldan ayrıldı.

 

İlkokuldan bu yana saz çalıp türküler söyleyen Muammer Çalar, şiire olan sevgisi ve ilgisi sonucu 1987 de bir yarışmaya katıldı. Âşık Çağlarî mahlasını aldı.

 

Kendisine verilen mahlası ve layık görülen ödülü, bir görev adeden Âşık Çağlarî, çalışmalarına dernek, kuruluş, kültür evlerinde sazıyla eserlerini okuyarak konserler verdi, çeşitli gazete,dergi,magazin ve antolojilerde yer alarak çalışmalarına devam ediyor. Bütün sermayesini gelenekten alan fakat orijinal şiirler kazandıran, şiirleriyle, halk ozanı geleneğini sürerek tamamen özgün ve yerli bir şiir dili oluşturmuş. Tıpkı merhum Âşık Veysel ve Mahsuni gibi özünü arayış ifade eden eserler meydana getirmiş.

Şair Ozan Amsterdam da kurucusu ve yöneticisi olduğu "İfksan" sanat kurumundaki çabaları ve başarılarıyla da unutulmayacaklar arasında yer alacağına inanıyorum.

Âşık Çağlarî; sevgisi, saygısı, alçak gönüllülüğü, bilgeliği ve dost canlısı tavırlarıyla,

düşmanlığın, kinin ya da ucuz popilistliğin derin çukuruna gömülmüş, ucuz politikalarla çevresindeki insanları çekip çeviren ve alabildiğine kullanan hırs küpüne dönmüş zavallı insan tipinden çok uzak. Çağlarî sazıyla sözüyle

davudi sesiyle bence tam bir halk ozanı, halk adamı.

İfksan kurumu çerçevesinde ortaya koyduğu düşünceler ve şimdiye kadar büyük bir emek ve özveriyle oluşturduğu halk ozan ve halk edebiyatıyla ilgili bilgi, belge ve eserleriyle belki de şimdiye kadar oluşturulan en büyük kaynak ve arşive sahip.

1997 de Hoşgörü isimli müzik kasetiyle müzik dünyasına adımını atan Çağlarî, şimdilerde ikinci kasetinin hazırlıklarıyla uğraşıyor. Âşık Çağlarî çalışmalarını “Gurbetten Sılaya Selam” isimli şiir dosyası ve Gurbet şairleri antolojisi isimli bir dosya üzerinde çalışmaktadır.

 

Türk halk edebiyatının aşık ozan geleneğinden etkilenen Âşık Çağlarî,  küçük yaşlarda Hollanda’ya gelmesine rağmen Türk halk edebiyatının yılmaz savunuculuğunu üstlenmeyi başarabilmiştir. Kurduğu ''İFKSAN Dostluk Sanat Hoşgörü'' Vakfı ve nezdindeki sanat sitesi ile halk ozan edebiyatının yurt dışında unutulmamasını sağlayan çalışmaları için kutluyor ve yürekten teşekkür ediyorum.

 

Çağlarî ile uzunca bir söyleşiden sonra teşekkür edip ayrılırken, yardımseverliği, dostluğu ve çevresindeki sevgi çemberi beni duygulandırdı. Kıvandım, onurlandım.

Büyüklerimizin, entellektüellerimizin ve basınımızın Âşık Çağlarî '’nin çalışmalarını görmelerini, tanımalarını

ve tanıtmalarını isterdim.

Sade, alçak gönüllü, yüreği insan ve yurt sevgisiyle dolu bu halk çocuğunu tanımalarını, sohbet etmelerini isterdim. Sanat ve kültürümüzü tanıtma ve

koruma adına, milyarlarca lirayı bir çırpıda harcayanlar Âşık Çağlarî 'nin hiç bir maddi çıkar gözetmeden yaptığı çalışmaları, emeği ve özverisini yeterince değerlendirebiliyorlar mı? Türkiyede kaç kuruluş, kaç kişi tanıyor Âşık Çağlarî ve onun gibi olanları?

 

Nuri CAN


 

 

AMSTERDAM'DA KARAMAN’LI BİR ÂŞIK ÇAĞLARÎ

 

Avrupadaki kültürümüzde yazılı ve görsel kültürümüzün yanısıra sözlü kültürümüz içinde aşıklık geleneği bambaşka bir yere sahiptir.

Anadolu'daki kadar yaygın olmasa da aşıklık geleneği diğer bir çok değerlerimiz gibi Avrupa'nın her yerinde hayatını idame ettirmektedir.

Peki nedir bu aşıklık geleneği ? Bu geleneği sürdüren aşık nedir, kimdir ?

 

Kültür Bakanlığı’na göre '' Aşık'' Türk Halk Edebiyatında XVI. yüzyılın başından itibaren görülen şair tipidir.

Aşığın şairlik gücünü rüyasında pîr’in sunduğu ''aşk badesini içmekle” ve ''sevgilisinin hayalini görmekle” kazandığına inanılır.

Rüyada genellikle aşık adayının karşısına bir sevgili veya saz çıkmaktadır. Rüyaların süsü ak sakallı bir derviş ve bazen bir, bazen üç dolu bardaktır. Bardağın rüyada tas halinde görünmesine de sık sık rastlanır. Ozanlara rüyada sunulan tasların içindeki mayilere “aşk dolusu” denir. Fars edebiyatının etkisiyle bade adını da almaktadır. Bunlar; erlik, pirlik ve aşk badesi diye adlandırılırlar''.

Aşık gelenek gereği ''genellikle bir usta aşığın yanında yetişir. Ondan hem usta deyişlerini, hem de sanatın icrasına ilişkin yol-yöntemler öğrenilir.

Aşık meclislerinde, kahvelerde bu ustaların sanatlarını icra ediş biçimlerini yeterince kavradıktan sonra, ustalaşan ozanlarda kendilerine çırak alır ve gelenek bu şekilde devam eder.

İşte bu geleneği devam ettirenlerden birisi de bizim içimizde kendisini adeta gizlercesine Amsterdam'da yaşamaktadır.

 

Esas adı Muammer Çalar olan aşığımızın mahlas ismi ''Âşık Çağlarî”dir. Uzun zamandır Amsterdamda yaşamasına rağmen onunla tanışmak ancak geçen sene gerçekleşti.

Elinde bir kaset omuzunda sazıyla Türkevi Derneği lokalinde buluştuk. Mütevazi, kendini pek anlatmayan, takdim etmeyen, övmeyen bir tip. Onun için olmalıdır ki aynı şehirde yaşamamıza ve kültür sanat işleriyle uğraşmamıza rağmen ancak yeni tanışabildik Âşık Çağlarî ile.

Âşık Çağlarî Karaman'ın Morcalı köyünde dünyaya gelmiş. İlkokulu bu köyde bitirmiş ve 1980 yılında aile birleşimi çercevesinde babasının yanına, Hollanda'ya gelmiş.

“Nereden geliyor bu aşıklık geleneği sende?” Sorusuna verdiği cevap aynen şöyle: “İlkokula devam ediyordum. Babam Hollanda’daydı. Annem okuma yazma bilmezdi. Ben ise okuyabildiğim ve yazabildiğim kadarıyla Annem ile Babamın arasında bir iletişim aracıydım. Babamdan gelen mektupları ben okurdum evde.

Annemin mektuplarını da genellikle ben yazardım babama. Katiplik yapardım. Annem bu mektupların arasına gurbetteki babama destanvari metinler yazdırırdı. Bütün bunları kafasından bilirdi annem.

Bu maniler benim üzerimde müthiş etkiler yaptı... Bende şiirler yazmaya başladım Merak sardı. O gündür bu gündür bir şeyler yazmaya ve söylemeye devam ediyorum.”

Peki Muammer Çalar’ın annesi bütün bu manileri, destanları nasıl ve nereden öğrenmişti? Oğul Çağlarî bu sorumuza da şöyle cevap veriyor: “Annem Karamanlı Âşık Mevlevî -Nuri Uzun'un kız kardeşidir. Dayım Nuri Uzun tanınmış bir Mevlevî ve şair ozandır. Dolayısıyle aşıklık ve şairlik aileden gelen bir özellik olsa gerek''.

Yukarıda da belirtildiği gibi, aşıklara ya bir üstad ya bir meclis tabiri caiz ise bir isim, bir ünvan, mahlas verirler.

“Âşık Çağlarî mahlası nasıl oldu?” sorumuza Çağlarî şu yanıtı veriyor:

Karaman’da Âşıklar Kahvesi (Derneği) vardır. Burada her yıl aşıklar şöleni düzenlenir. Ustalar, çıraklarını dener, aşıklar meclisinde aşık atılır, Gençlerin

ürünleri, hünerleri bir juri tarafından değerlendirilir ve ödüller verilir.

İşte böyle; Karaman'da yapılan bir yarışmada, 1987 yılında ben de bir şiirimle derece aldım ve juri bana o gün “Âşık Çağlarî mahlasını verdi.

O gün bugün aşıklar dünyasında böyle anılır oldum.”

Çağlarî’nin ödül kazanan HAMDOLSUN adlı şiiri şöyle:

 

Gönül atım girdi dostun bağına,

Çoban oldum ormanına dağına.

Bir damladan aktık dost ırmağına,

Sel olup çağlayıp aktık hamdolsun...

 

Aşk menendin içip nâra garıldık,

Ne o dosta küsüp yâra darıldık,

Toprak idik takla takkı yarıldık

İkilik kininden geçtik hamdolsun...

 

Arıyız,uçarız kırmızı gül'e,

Güller nazik ola dertli bülbül'e,

Çağlarîm der ahvalimiz kâmil'e,

Sual edip açtık açtık hamdolsun.

 

Âşık Çağlarî, artık kendisine bir görev verildiğine inanır ve çalışmalara başlayıp eserlerini çeşitli gazete, dergi, magazin ve antolojilerde yayınlar.

Çalışmalarında artık işlediği temalar  konular; demokrasi, insan hakları, barış, hoşgörü, eşitlik, ezilmişliğe isyan vb.üzerine yoğunlaşır.

Çağlarî, Karamanlı olduğunu hiç bir zaman unutmaz.

Karaman onun için Yunus'un da yaşadığı bir belde olmasından ötürü bir o kadar daha önemlidir ve bu sevgiyi şiirlerine şöyle yansıtır.

 

Karaman'da yaşadığın topraklardan,

Kalktımda geliyorum Yunus Emre'm..

Morcalı deresinde deli çaylardan,

Aktımda geliyorum Yunus Emre'm...

 

Hoşgörü adeta Çağlarî ile eş anlama gelmiştir. Onlarca, belki yüzlerce şiirinde hoşgürü ve toleransı anlatır, dile getirir Çağlarî. Mevlana felsefesinde olduğu gibi: “Hepimiz biriz öyleyse bu didişme bu boğuşma niye?” diye sorar.

 

Adem'den Havva'dan geldik biz cihana,

Bakma farklı lisan dil konuştuğuna..

Dünya insanlarının tüm mutluluğuna,

Eşitliği yazın yazın ta ilk başlara.

 

Çağlarî'nin eserleri özellikle ''Lütfi Peşket, Mürsel Sinan, Sebahattin Öztütüncü ve diğerleri tarafından türkü, şarkı ve ilahi olarak bestelenip okunmaktadır.

1998’de TRT radyo “Kim ne demiş?”, 1999 TRT’de “Allı turnam”, 2000’de Kanal 7’de “Gönüldağı” proğramı, 2001 TRT’de “Alo Türkiye’nin Sesi”nde toplam 22 eseri yer almış.

1997’de “Hoşgörü” adlı müzik kaseti, “2000 Şiir Antolojisi” ve “Gurbetten Sılaya” şiir kitabını yayına hazırlamış olan Âşık Çağlarî, Mesam ve Anasam üyesidir.

Amsterdam'da hayatını sürdüren Âşık Çağlarî son günlerde yeni türkülerinden oluşacak ikinci kasetini hazırlamaktadır.

Günümüzdeki ilgisizliğe rağmen,Anadolu kültürünü ve aşık geleneğini yaşatma mücadelesi veren Âşık  Çağlarî’lere selam olsun.

 

Veyis Güngör

12 07 2003 Dünya gazetesi


 

SILA GÖNÜLDE GİZLİ

 

Gül olup açmayınca

 

Gül olup açmayınca şu gülistan bağında,
Tül olup uçmayınca dost evranlar çağında,
Kül olup saçmayınca ten aşkın cenahında,
Gözlerimde kanlı yaş fırat gibi çağlarım...

Sel olup taşmayınca sevginin ırmağında,
Gel olup koşmayınca seherin dimağında
Tel olup coşmayınca yâren saz revrağında,
Gözlerimde kanlı yaş uğrun uğrun ağlarım...

Yol olup varmayınca Yunus’lar divanına,
Kul olup ermeyince kamiller güruhuna...
Kol olup girmeyince şöyle dostun sağına,
Gözlerimde kanlı yaş gül sinemi dağlarım...

El olup sarılmayınca yâr sinem ağına,
Yel olup savrulmayınca mecnunlar dağına..
Kül olup kavrulmayınca can aşk ocağına,
Gözlerimde kanlı yaş ciğer parem ağlarım.

Kil olup akmayınca Tabtuklar dergahından,
Mil olup çakmayınca aşıklar cergahından,
Nil olup bakmayınca menzile güzargahdan.
Gözlerimde kanlı yaş yaralarım bağlarım...

Çöl olup kalmayınca mor sümbüllü bağlarım
Bol olup bulmayınca, sersefildir sağlarım,
Şol olup dolmayınca, gönüllere Çağları(i) m,
Gözlerimde kanlı yaş hallerime ağlarım...


08-02-2010 Amsterdam
Aşık Çağlari- (Muammer Çalar)


  Derviş Yunus Gibi

 

Yetmiş üç'e sen dost,bir nazarla bakarmısın?
Çağlayıp ilim,irfan pınarı akarmısın?
Kainatta aşkın hırkasını takarmısın?
Giyermisin azizim o derviş Yunus gibi...
****
Çiçekleyin kokular saçarak cism cihana
Dervişleyin ikrarlar vererek bir divana
Canı başı hak bilip,ol aşkın dergahına
Verirmisin azizim o derviş Yunus gibi...
****
Mehil etmeden birdem fani köhne dünyaya
Binip gönül atına kalmadan yolda yaya
Divane gönüllere sevgiden mabet,maya
Kararmısın azizim o derviş Yunus gibi...
****
O büyük ozan idi,merhumu koca Yunus
Biz aşıklar hep onun yoluna koyulmuşuz
Çağlari der ki: gönlü derya,deniz okyanus
Çağlarmısın azizim o derviş Yunus gibi.
****
1994
Aşık Çağlari - Muammer Çalar
(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)

 


 Sevgi Rehber Olsa, Hoşgörü Sancak

 

******
Eşittir insanlar eşit kalacak,
Sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak...
Savaşlar, zulumler, kin son bulacak,
Sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak...
******
Ekme nifak tohumları derilmez,
Yollar var ki menziline erilmez,
Arif olan zatı yermez yerilmez,
Sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak...
******
Darmı geldi fani dünya koskoca,
Birisi papazsa diğeri hoca,
Gösterki aleme derviş Yunus’ca,
Sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak...
******
Kuzeyi, güneyi, batı, doğusu
Dört kıtada dört kitabın olgusu,
Barış olur insalığın burcusu,
Sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak...
******
Çağlari der: barış en kutsal sancak,
Nesilden nesile dalgalanacak,
Üç günlük viranda ne yazık ancak,
Sevgi rehber olsa, hoşgörü sancak...
******
1990
Aşık Çağlari -Muammer Çalar

(Gurbetten Sılaya 2004 kitap)

 


 Gelin sevip sevilelim

 

Gelin sevip sevilelim,düşmüyelim biz aha,
Yunus gibi,İkrarına sadık olanlar gelsin..
Gönüller bir olsa samanlık sürermiş dem sefa,
Yunus gibi,İkrarına sadık olanlar gelsin..
******
Gater düzsün sevgi,saygı,barış dostluk kervanı,
Silinsin şu gönüllerin kibir tamah revanı;
İnsan olan sever,hakir görmez yermez insanı,
Yunus gibi,İkrarına sadık olanlar gelsin...
******
Can ile canan ol,gel hoş gör alemi sev hoş gör,
Dost ile dost ol, bir yoluna baş koyda serrin gör,
Mal ile mülk ol,gönül postunu dergaha serde gör,
Yunus gibi,İkrarına sadık olanlar gelsin..
******
Mevlana’nın zikirleri fikirlerinden beri,
Taht kurmuş gönüllerde dost sevgi saygı cemberi;
Ahi evran, Hacı bektaş veli,irşad cevheri,
Yunus gibi,İkrarına sadık olanlar gelsin..
******
Muhammed,Mustafa Resul, Ebu Bekir’lerinden,
Ali Haydar,Hamza Sıddık,Faruk Ömer’lerinden,
Çoban Veysel Karani’m gibi en fakirlerinden,
Yunus gibi,İkrarına sadık olanlar gelsin.
******
1997
Aşık Çağlari (Muammer Çalar)
(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)

www.ifksan.com www.caglari.com

-********************************************

Dost Kalemlerden

Ne ulvi duygular vardır hakiki aşka nişan
Tasavvuf ta Mevlâna'lar tarihimde dolu şan
Hakikate mazhar olup, hâk sözünü konuşan
Yunus gibi ikrarına sadık olanlar gelsin.................Binali Kılıç


 Kandık gurbette

 

Ferhat olup delsem karlı dağları
Açsın diye yâre giden yolları
Günleri,ayları,onca yılları
Tesbih edip sabır sandık gurbette....

Özledim vatanım köyüm özledim
Hasretin narını serde közledim
Gözyaşımı gecelerde gizledim
Olmayan sabaha bandık gurbette....

Zay oldu gençliğim gurbet ellerde
Gidipte dönülmez uzun seferde
Gurbet yorgunu bir türkü dillerde
İnleyen namaye kandık gurbette...

Yad yaban ellerde kurulmuş hanem
Hasretin okuyla delindi sinem
Yol vermezki dağlar ben yâre gidem
Bağlandı yollarım yandık gurbette...

Çağlarim ağlayıp sızlama boşa
Yazılan gelirmiş sağ olan başa
Mendil verenim yok gözdeki yaşa
Goncaydık gazele döndük gurbette.


Aşık Çağlari - (Muammer Çalar)
27-11-2009


 

YAZ BAHAR AYLARI


Erise Buzları Dağların
Açsa Çiçekleri Baharın
Bal Olur İşlevi Arının
Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

Kuzular Meleşir Kırlarda
Şırıldaşır Sular Çaylarda
Filizler Domarır Dallarda
Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

Leylekler Dönüşür Yuvaya
Güzeller Akışır Yaylaya
Köylüler Koşuşur Tarlaya
Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

Can Düşer Toprağa Bereket
Canlıda Gözlenir Hareket
Seyreyle Dağları Rengarenk
Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

Gül Kokar Gül Dağlar, Ovalar
Çör Çöp Çeker Telaşla Kuşlar
Meyveye Oturur Ağaçlar
Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

İğdeler Açılır Saçılır
Koyunlar Kuzudan Seçilir
Yayıkta Ayranlar İçilir
Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

1999

Aşık Çağlari-Muammer Çalar


 

BEN OZANIM

 

Değilim ki falan filan. ben ozanım halk ozanı..

Elde saz dilimde destan, ben ozanım halk ozanı...

 

Ledunni yazarım herdem, barış, sevgi, hoşgörüden

Arınmış nefreti kinden, ben ozanım halk ozanı.

 

Cefakârım sevdalıyım, hangi birini sayayım

Ne bir taş, ne kayayım, ben ozanım halk ozanı.

 

Halkımın rehberi benim, türküler dolu defterim

Sırma telde name benim, ben ozanım halk ozanı 

 

Kalemimdir volkanım, mürekkebimdir kanım

Ben benden öte bir canım, ben ozanım halk ozanı.

 

Sazımdır gönlümün sesi, vurur yaralar ezgisi

İçimde vatan sevgisi, ben ozanım halk ozanı...

 

                         (Ledunni: Şiirler-Dörtlükler)


'

 

NEYİN VAR GÖNÜL

 

 

****
Hani gönlüm aşık idin bir zaman,
Davasız, dalgasız durgunsun şimdi...
Ey şair ruhlu yar, ey kemter ozan,
Aruzsuz, vezinsiz solgunsun şimdi...
****
Gür sesli saz idin sırma tellice,
Bir türkü söylerdin sen ahenklice..
Buğulu gözlerin ıslak nemlice,
Leylasız, Mecnunsuz kırgınsın şimdi..
****
Yunus idin Tabtuk kapılarında;
Yusuf idin aşkın kuyularında;
Poyraz eser idin rıhtımlarında;
Ahdsız, amansızca susgunsun şimdi...
****
Karacoğlan idin Veysele koşan;
Köroğlu olurdun çamlıbel aşan;
Bu senmisin miskin, miskin dolaşan;
Hırkasız, himmetsiz sürgünsün şimdi..
****
Gülistanda güldün yaprak açardın,
Arı gibi çiçek çiçek uçardın,
Eyüb’un misali düşkün naçarsın,
Devasız, dermansız vurgunsun şimdi...
****
Aşık isen hakka susamazsın sen
Aşk elinden uzak kaçamazsın sen
Kırıp dertli sazın atamazsın sen
Usulsüz, uslüpsüz dargınsın şimdi...
****
Çağlarim der: çağlamadan akılmaz
Akmayan pınarın suyu alınmaz
Kader deyip yan gelipde yatılmaz
Boransız, bulutsuz yorgunsun şimdi.
****
Aşık Çağlari - Muammer Çalar

(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)
www.caglari.com

           

 (Kemter: Günahkar, aciz)


  

 KARAMAN

 Karaman'ın diyarında,

Gezmeye gel gezmeye.

Ayvalı turunç narından,

Ezmeye gel ezmeye.

 

Sadıkların tekkesini,

İlim irfan merkezini

Mehmet Bey’in kalesini,

Yazmaya gel yazmaya.

 

Aşıkların harmanında,

Nine hatun Gevher Ana

Erenlerin devranında,

Yüzmeye gel yüzmeye.

 

Larende bir diğer adı,

Yüz yılların yadigâ

Kaç kavim savdı uğurladı,

Sezmeye gel sezmeye. 

 

Salur Bey’in obasına,

Sultan Valet duasına

Aşranlılar yuvasına,

Gezmeye gel gezmeye.

 

Yunus Emre divanına,

Mehmet Bey’in fermanına

Piri Reis limanına,

Yüzmeye gel yüzmeye.

 

Öz Türkçe’nin kaynağına,

Mor koyunun kaymağına,

Sadıkların oymağına,

Gezmeye gel gezmeye.

 

Karaman'a ulaşmak rahat,

İlim, edebiyat, sanat

Tarihte belge maslahat,

Dizmeye gel dizmeye.

                 

            ( 1999 )


 

Bir Savaş Çocuğunun Annesine Zerzenişi  (yakınması)

Dünyaya gelmeyi ben mi istedim anne!
Neden beni büyütüp besledin sen anne?
Dünya güzel, yaşamak'da güzel dedin de,
Bana savaşlardan söz etmedin hiç Anne...

Oku dedin: okudum kitaplar dolusu;
Sayfalar kan, göz yaşı, ve barut kokusu..
Gahi falanın, gahi filanın ordusu,
Bana savaşlardan söz etmedin hiç Anne...

Birdem Roma devrinde Osmanlı'lar varmış!
Birinci dünyayı ikinciye sayarmış..
Stalin bombalar, hitler fırına atarmış,
Bana savaşlardan söz etmedin hiç Anne...

Tarihler boyu kavimleri helak olmuş.
İsrael'de savaş bir asır sürüyormuş.
Saddam denen likit gaz atıp savururmuş,
Bana savaşlardan söz etmedin hiç Anne...

Amerika varmış; adaletin avcısı,
Japonyada, vietnamda tüter bacası,
Ruslar varmış ya nükleer gücün hocası,
Bana savaşlardan söz etmedin hiç Anne...

Ruanda, Somali, Afrika, Afganlılar,
Dün orta doğu, Kafkasya, bugün balkanlar..
Bebeleride vururlar mı (anne) savaşanlar?
Bana savaşlardan söz etmedin hiç Anne...
1991
Aşık Çağlari -Muammer Çalar

www.caglari.com 

Gurbetten Sılaya 2004 Kitabımdan

 

1993


   

Morcalı Köyü

 

Dede dağı ile vermenin arası,
Morcalı Köyünün yegâne merası..
Medeniyet diyarı gönlüm yarası,
Ah ne güzeldir benim,O şirin köyüm...
****
İki mescidi vardır bir de camisi,
İlkokulu,hanı,odası meclisi..
Dilde destan gözün suyu ve çeşmesi,
Ah ne güzeldir benim,O şirin köyüm...
****
Fukara gönlümün sıla-i sevdası,
Bir yanda boyalığı ve mandırası..
Görmeye değer ilginçtir manzarası,
Ah ne güzeldir benim,O şirin köyüm...
****
Yaslanmış yatar iki yamaçta Köyüm!
Özlemi var şu gönlümde düğüm,düğüm..
Kınalı kekliğim,ah güzel hüyüğüm,
Ah ne güzeldir benim,O şirin köyüm. 

Aşık Çağlari -Muammer Çalar
--
(TRT.Kim ne demiş -Ahmet Mortaş 1998)
(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)

 

 (1998)


 AHDİ AMAN

 Ey rüyalar perisi, şu gönlümün prensesi

Kapında kul olmak dilerim Yunus misali.

 

Pişmek için narına aşkın, dost dergâhında

Mihman eylermisiniz çilegâhınızda kul garibi.

 

 (2002)


 

 

Yunus Emre`m

 

Karaman`da yaşadığın topraklardan,
Kalktım da geliyorum dost Yunus Emre`m..

Morcalı deresinden, deli çaylardan
Aktım da geliyorum dost Yunus Emre`m..
****
Yesevi`nin köprüsünden yollarına,
Sarktım da geliyorum dost Yunus Emre`m..

Tabtuk Emre, Balım Sultan kulvarına,
Baktım da geliyorum dost Yunus Emre`m..
****
Ahi evran, Hacı bektaş velilerden,
Çıktım da geliyorum dost Yunus Emre`m..

Arifler ceminde kevseri Aliden,
Tıktım da geliyorum dost Yunus Emre`m..
****
Mevlana`nın gel yine gel çağrısına,
Taktım da geliyorum dost Yunus Emre`m..

Dervişlerin himmet kağnısına kendim-i
Çaktım da geliyorum dost Yunus Emre`m..
****
Sevginin deryasına gönlümü yelken,
Çektim de geliyorum dost Yunus Emre`m..

Hoşgörüye davet Çağlari der: serden,
Sekdim de geliyorum dost Yunus Emre`m.

Aşık Çağlari (Muammer Çalar)


(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)
www.caglari.com


Bu şiirde kafiye hatalarına işaret edip beni uyaran ve ikazlarıyla katkılar sağlıyan
Mustafa Ceylan Hocama çok teşekür ederiyorum.
 

 

1988


 

 GARİP KALDIM ANNE

 
Yârim yarenim yok uzak diyarda
Onulmaz yaralar sinem ağında
Yol vermez dağlar var engel arada
Garip kaldım yaban ellerde Anne..
***
Beden burda yaşar gönlüm sılada
Her gece köyüm var rüyalarımda
Garip kuşlar gibi ah ile zarda
Garip kaldım yaban ellerde Anne..
***
Hasretlik ölümden betermiş meğer
Yavrularım sunam gözümde tüter
Neyleyim tecelli böyleymiş kader
Garip kaldım yaban ellerde Anne..
***
Çağlamak istesemde çağlayamam
Ağlamak istesemde ağlayamam
Bir de deli gönlümü eğleyemem
Garip kaldım yaban ellerde Anne..
***
Sevdiklerim nerede ben nerede
Mesken kurup kaldık yaban ellerde
Cenazemiz koymayın bu yerlerde
Garip kaldım yaban ellerde Anne.

***
Aşık Çağlari-Muammer Çalar

 

 1987


 Şair olunmaz üç beş hece yazmakla

 

Şairmi olunur muş üç beş hece yazmakla
İlimsiz kağıtları çizen Aşık Çağlari'm
Okumayan meşguldür dilimizi bozmakla
Boş yere dertlerini dizen Aşık Çağlari'm..

Şair ile şiire saygılı isen eğer
Yunus’lar Necip Fazıl, şayet bilirsen değer
Aruz, hece, kafiye ölçüler varmış meğer
Şiirlerde sonsuzdur düzen Aşık Çağlari'm..

Bunda saygı esastır bir de edeb olmalı
Kaynaklara bakarak hedef ve yön bulmalı
Varıp da bir üstad’dan bir zaman ders almalı
Şair olmaz başıboş gezen Aşık Çağlari'm

Güzel Türkçemiz derya yücelmiş yücelere
Tarifi zor duygular sığmaz ki hecelere
Şiirler mehtap olur uykusuz gecelere
Yanık yanık ezgiler ezen Aşık Çağlari'm..

“Oku! ” buyurur bize o yüce kutsal kitap.
Sanatta koşmak yoktur aşama etap etap
Vezinli güftede lal olurmuş en gür hitap
Tınıyı yüreğinde sezen Aşık Çağlari'm..

Söz kalabalığını sakın ha yaza gelme
Vezinsiz güftelerde, akortsuz saza gelme
Yazılan yorumları görüp de gaza gelme
Biraz daha bu işe özen Aşık Çağlari'm

Çağlari ne eylesin cağıl çağlamıyorsan
Mevzu’yu dağıtmadan güzel bağlamıyorsan
Yunus gibi ciğerim eğer dağlamıyorsan
Boş yere karalayıp yazan Aşık Çağlari'm.

22-01-2010

Aşık Çağlari -Muammer Çalar


 

Göçmen Kuşlar Gibi Göç Gater Gater

 

Göçmen kuşlar gibi göç gater,gater
Gurbet, gurbet atar taşımız bizim...

Her mevsimde başka renk başka amber
Gurbet gurbet akar yaşımız bizim....

Sılayı gönülde gizem yapmışız
Gurbet gurbet ağrır başımız bizim...

Hasret hırkasını melanet takmışız
Gurbet gurbet kaynar aşımız bizim...

Dört yaşında geldi yaş kırka vardı
Gurbet, gurbet yağar kışımız bizim...

Baba oldu, dede oldu kırardı
Gurbet gurbet yanar eşimiz bizim...

Dost Çağlarî’m çağlar hasret nehrinde
Gurbet gurbet güya işimiz bizim...

Anamı, sılamı görürüm düşte
Gurbet gurbet rüya düşümüz bizim.

1991-
Aşık Çağlari-Muammer Çalar

(Gurbetten sılaya 2004 -Kitap)

 

 1991


  

 

Çoban İken Anadoluda

 

Ben bir garip çoban iken Anadolu'da
Köyümde sürümü güder,sürer gezerdim.
Mutlu bahtiyardım var çoban olaydım'ya
Yayıktan ayranım yayar, süzer gezerdim.

Özgürdüm özgür havadaki kuşlar kadar
Gök yüzüne kanat açar,uçar gezerdim.
Meskenimdi benim bütün dağlar ovalar
Sırtımı yamaçlarına yaslar gezerdim.

Mor koyunum ve kara kuzularım vardı
Yününü kırkar, sütünü sağar gezerdim.
Soğuk sulu yaylalarım, kavalım vardı
Aklıma estikce şöyle çalar gezerdim.

Fakirdim yoksuldum belki ama mutluydum
Yokluğu sineme sarar bağlar gezerdim.
Sıcacıktı yuvam bahtiyar umutluydum
Deli çaylar gibi coşkun çağlar gezerdim.

Umut olunca bize Avrupa Alamanya
Aramızdan gidenleri sayar gezerdim.
Ayrılığın oku zehir vurunca cana
Sinemde yaralarımı sarar gezerdim

Şimdilerde bende alamancıyım gayri
Mercedesim BMW'im nemde var, hayri
Huzursuzum hep ürkek tavşanlar misali
Gizlice köşelerde hep sızlar gezerim.

Dağların o kekik kokusuna hasretim
Çakır dikenlerin özler arar gezerim
Alışamadım kahrına zalım gurbetin
Ferhat gibi ciğerlerim dağlar gezerim.

Çoban Çağlar olaydım sılada ne vardı
Kötü talihime yanar yanar gezerim.
Yaşlandım gurbetellerde saçım ağardı
Ağaran saçlarımı ahhh yolar gezerim.

12*06*2002

Aşık Çağlari -Muammer Çalar

 


  

 

ANA

 

Derdimin ortağı, ey başımın tacı anam

Sensiz şu gaddar dünyaya ben nasıl katlanam.

Hakkın helâl eyle  affet beni affet anam

Bilmem nasıl öderim senin hakkını Anam...

 

Muhtacım merhametine şefkatli sevgine

Dua eder hayır dilerdin her bir işime

Bin yıl uyurum bir an giriversen düşüme

Bilmem nasıl öderim senin hakkını Anam...

 

Uzunca uzanıp ta baş koyunca dizine

Senin o eşsiz sevgin sarar şefkat bezine

Hızır olur da yetişirdin müşkül derdime

Bilmem nasıl öderim senin hakkını Anam...

 

Gözümde tütüyor o şark odalı evlerin

Isdar kurup da kilim dokuduğun günlerin

Ver öpeyim doya doya mübarek ellerin

Bilmem ki nasıl öderim senin hakkını Anam...

 

Sırtımda kâbelere götürsem de az gelir

Şol Cennet ayaklarıyın altında uz gelir

Yavrum deyişin yeter dünyalar vız gelir

Bilmem ki nasıl öderim senin hakkını Anam.

 

             (1999)


 

MEVLANA

 

Mevlana üstadım şu yeşil Konya'da,

Döner hu rahman hu deyu semalarda.

Âşıkları yanar yakınır dünyada

Çağrı yapar birliğe gel hu gel deyu..

 

Mevlana üstadımın yeşil türbesi,

Semaya kalkmış hu der mimli kubbesi.

Gel eyler cümle canı yermez herkesi,

Ritim tutmuş döner hu rahman hu deyu..

 

Nur sızıyor nur dünyaya  Mevlana’dan,

Âşıkların harman olduğu mekândan.

Yedi yüz yıldır hicazet devranından,

Ritim tutmuş döner hu rahman hu deyu..

 

Der’ki aramayın bizi kabirlerde,

Yerimiz kabirde değil gönüllerde.

Günün hem doğduğu  hem battığı yerde,

Ritim tutmuş döner hu rahman hu deyu.

 

1988


 BAŞKA BAŞKADIR

 

Bazı yollar vardır dost yol görülmez,

Bazı kırlar vardır ki kır sürülmez,

Her ot lahana olup da dürülmez,

Yonca başka gonca başka başkadır.

 

Dağlar vardır yanar durur özünden,

Erler vardır anu bulur sözünden,

Bir yar vardır ki hiç düşmez gözümden,

Ağyar başka o yar başka başkadır.

 

Bülbüller o gülün nesine hayran ?

Dikenine konar da sanır ki seyran,

Sevda serde tüter alalen rüyan,

Rüya başka hülya başka başkadır..

 

Çeşmimde çağlar Çağlarî'm şelale,

Aşıksın belli gül yüzlü bir cemale,

Varma gel gıybete girme vebale,

Gayya başka gaye başka başkadır.

 

             (1998)


 ADALET İSTİYORUM

 

On değil, beş değil,iki bine bir iki kala,
Cumhuriyetimizin yetmiş beşinci yılında.
Kilit vurduk ikibin ikiyüz iki okula.
Ben okulumu istiyorum; beyim okulumu...
****
Ben demokrasi istiyorum; özgür demokrasi!
Sen’se diyorsunki hep yamukrasi, pamukrasi,
Eğitimdir gelecek çağın tek doğru adresi.
Ben okulumu istiyorum; beyim okulumu...
****
Ben hüriyet istiyorum,ve inanç özgürlüğü,
Sen gösteriyorsun bana brokrasi amirliği,
Tanımam bürokrasiyi,bilmem o rektörlüğü.
Ben okulumu istiyorum; beyim okulumu...
****
Ben mebus olmak istiyorum; müdür beyim mebus!
Sen’se gösteriyorsun bana, asker,polis,mapus.
İnsana yaraşan ilim,bilim,iktisat,tahsis.
Ben okulumu istiyorum; beyim okulumu...
****
Ben okumak isteyen okuluna aşık, tutsak.
Ben konuşmak istiyorum be; özgürce konuşmak.
Sen diyorsunki:sus demokraside bunlar yasak.
Ben okulumu istiyorum; beyim okulumu...
****
Ben docent olmak istiyorum; uzman docent doktor!
Sen diyorsun: eğitim reformu bu yeni faktor.
Ey! çağdaş figüran! bire hey kel başlı baş aktör!
Ben okulumu istiyorum; beyim okulumu..
****
Ben okulumu istiyorum; beyim okulumu.
Sen’se istiyorsun sana lanetler okumamı
Bu nasıl sistemdirki alır eğetim hakımı
Ben okulumu istiyorum; beyim okulumu.
****
1998
Aşık Çağlari - Muammer Çalar

(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)
www.caglari.com

 

 

2000


  Aşkı Erdem Sendedir

 

Her şey sendedir,be hey insan oğlu sende.
Daha ne ararsın ki sen bir başka yerde...
Yoksa gönül'de,ihlas'dan eser bir zerre,
Ne gül biter, nede bülbül öter seherde...
****
Bülbül cebreyler ise o gülün nazına,
Dünya denen boştur gayri onun gözüne...
Kişi özünü yansıtırsa dost sözüne,
İkrarı elek tuta eğrisi düzüne...
****
Seher ile sahralarda yaf yaf dövünen,
Aşık odur ki dost, aşk babına bürünen...
Arif olmaz ki her takka ile görünen.
Kamil odur ki dost, gudretten sürmelenen...
****
Dikenli yollarda ve aşkın sahrasında,
Hay dönmedinse sen, şu gönül sahasında.
Girmeyince cenge, Nefsi emare saf’nda,
Er olamazsın dost,dervişler sofrasında...
****
Evliyalar sultanı o gönül üstadı.
Bunca müridlerin arzusu ve muradı,
Yemen ilinde Veys adında garip vardı.
Meşayih tacın hırkasın ona yolladı.

Aşık Çağlari *Muammer Çalar *

(TRT.Kim ne demiş -Ahmet Mortaş 1998)

 

 1990


 

YAZ BAHAR AYLARI

 

Erise Buzları Dağların / Açsa Çiçekleri Baharın

Bal Olur İşlevi Arının / Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

 

Kuzular Meleşir Kırlarda / Şırıldaşır Sular Çaylarda

Filizler Domarır Dallarda / Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

 

Leylekler Dönüşür Yuvaya / Güzeller Akışır Yaylaya

Köylüler Koşuşur Tarlaya / Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

 

Can Düşer Toprağa Bereket / Canlıda Gözlenir Hareket

Seyreyle Dağları Rengarenk / Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

 

Gül Kokar Gül Dağlar, Ovalar / Çör Çöp Çeker Telaşla Kuşlar

Meyveye Oturur Ağaçlar / Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

 

İğdeler Açılır Saçılır / Koyunlar Kuzudan Seçilir

Yayıkta Ayranlar İçilir / Yaz Bahar Ayları Ne Güzel.

 

            (1999)


 EŞİTLİĞİ YAZIN İLK BAŞLARA

 

 

Dünya düzeninde fermanlar yazanlar;
Eşitliği yazın, yazın ilk başlara..
Cuntalarla yazıp, yazıp da bozanlar;
Eşitliği yazın, yazın ilk başlara..

Senlik benlik denen şu kavgalar bitsin!
Barış rüzgarı olsun hoşgörü essin..
Haksızlıklar son bulsun adalet gelsin!
Eşitliği yazın, yazın ilk başlara..

Adem'den, Havva’dan geldik biz cihana,
Bakma farklı lisan dil konuştuğuna..
Dünya insanlarının mutluluğuna,
Eşitliği yazın, yazın ilk başlara.

Aşık Çağlari -Muammer Çalar

(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)

 

             (1989)


 

GÜN

BU GÜNDÜR

 

Habil’den Buşh’a-Blair’e her dönemde

Kan kusan, kin kusanlar dört mevsimde

Biline barış gerek gayri bu gündeme

Gelin bir olalım bir gün bu gündür.

 

Alevi sünnisi her bir mezhebi

Bir olalım bir, bırakın hasedi

Kardeş kavgası kime ne yarar verdi ?

Gelin bir olalım bir gün bu gündür.

 

Pir Sultanlar der canlar sevdamız bir

Fark etmez deli derviş hepsi de bir

Pak eyle gel özünü kalmasın kir

Gelin bir olalım bir gün bu gündür..

 

İncil, Zebur, Tevrat, Kur-an okurlar

Zikreyler zihinde huzur bulurlar

Topraktan gelirler toprak olurlar

Gelin bir olalım bir gün bu gündür.

 

Can Yunus sever idi arıyı çiçeği

İncitmezdi karıncayı böceği

Hoşgörüyle barış sevgi örneği

Gelin bir olalım bir gün bu gündür.

 

Mevlana der ki gel her kim olursan ol

Çağlarî hür insan bir tek Allaha kul

Gönülden gönüle uzanır çok yol

Gelin bir olalım bir gün bu gündür..

 

 

1997


  

EY GÖNÜL

 

Yetmiş yıl sefasını sürdün dünyanın,

Yedi mil öteye varmadın ey gönül.

Yıla benzer bir an olan şu rüyanın

Aslını ehline yormadın ey gönül.

 

Mal dedin, mülk dedin, han dedin, köşk dedin

Parsel parsel tapuladın sahiplendin.

Evrende baki kalırım mı belledin,

Tamaha düştün sen doymadın ey gönül.

 

            (2000)


 

BURASI

BENİM ÜLKEM

 

Amerikan Rus derken, uzay çağı astronom,
Benim ülkemde ise, hala fener cim bom bom..
Mekik dokurken uydular anten füze atom,
Benim ülkemde,hala temel iki kürek kum..

Dünya gider,iken uzaya ta mars yoluna,
Bizdeyse  hala ali osman sahil boyuna.
İlim kurda benzerde, bilim ise koyuna,
Benim ülkemde hala kilit asarlar okula..

Enerji atomoloji ve jeo terminal,
Benim ülkemde hala o damacan minaral.
Yeraltı kaynaklar hazine ana kapital,
Benim ülkemde ise, hala karara iptal..

İnsan,insanı vuruyor, acep garazı ne?
Savaşların barışa olan bu marazı ne?
İnsan haklarının sınırı ne? barajı ne?
Bizdeyse hala panzerler gider ev üstüne.

Golan tepeleri sanki, Ankara yeni şehir
Seyret her gün rezalet-i haberlerde bir bir,
Dozer salıp yıkmak ,bu çağda bu nedir
Burası benim ülkem, fırat dicle kanlı nehir.

Çağlarim der: baharda çağlayanım kurudu,
Bilmem ki nerelerde yattıda us uyudu,
Eğitimdir!gelecek çağın yeşil umudu,
Bizde hala yağmur duası bekler bulut,u.

24-06-1996 

Aşık Çağlari-Muammer Çalar


 GEÇTİ BU GÖNLÜM

 

Bir güzele meyil verdim vereli 

Vallahi serden geçti şu gönlüm.

Aşk bağına girip gülün dereli

Dem bedem sakiler içti şu gönlüm.

 

Âşık mıyım sevdalı mı ben neyim?

Gözyaşım saki kadehlerde meyim

Aşkına kul olmuş bir mihmaneyim

Gel gör ahüzara düştü şu gönlüm.

 

Çağlarî der ki dost bu nasıl sevda?

Tüketti ömrüm sürmeden dem sefa

Yaradan olur ancak derdime deva

İkrarsız sevdadan geçti şu gönlüm.

 

 

1985


   

CANI NEYLERİM

 

Göz koymuşum al yanağa döşüne

Sevmişim sevdalım canı neylerim.

Deli gönül avcı düşmüş peşine

Sevmişim sevdalım canı neylerim.

 

Al yanaklım bal dudaklım şekerim

Sevdana düşeli derdi beterim

Yana yana hasretini çekerim

Sevmişim sevdalım canı neylerim.

 

Gözde sürme al yanakta gamzeler

Deli eder deli derdim tazeler

Çağlarî’nin katli vacip deseler

Sevmişim sevdalım canı neylerim.

 

 

 1987


Derviş Yunus

Tabtuk dergahından feyizler alan,
Yanan Yunus idi,o derviş Yunus...
Gönlünü derya,ummanlara salan,
Dalan Yunus idi,o derviş Yunus...
***
Gezer idi; iki Arşı alâyı,
Sevgi ile yoğururdu mayayı,
Barış, Hoşgörü bir edip davayı,
Bulan Yunus idi,O derviş Yunus
***
Yetmiş üçe hep,bir nazar eyleyen,
Herdem Hakkı hakikatı söyleyen ,
Aşk elinden kendin heder eyleyen,
Kanan Yunus idi, o dervişYunus ...
***
O bilmezdi kin ile kem hiddeti,
Diler idi;Kahhar Haktan mededi,
Şu fani dünyaya mehil vermedi,
Canan Yunus idi,O derviş Yunus.

 
1988
Aşık Çağlari - Muammer Çalar
 
( gurbetten sılaya 2004 kitap)

 


  

GAFLETTEN UYAN

 Uyan be insanlık gafletten uyan

İnsandır Bosna'da sersefil olan

İnsan hakları barış gücü yalan

Gel insanlık gayri gafletten uyan...

 

Çeçenistan’a seyirci kalanlar

Yazar senaryolar çizer planlar.

Barış gücü  nato falan filanlar

Ne insanlık gayri gafletten uyan...

 

Tiyatroda Fransız Amerika

İngilizler alkış tutar kahkaha

Saddam’a ikaz verenler sabaha

He insanlık gayri gafletten uyan...

 

Umut operasyonu der Somali’ye

Toplandılar bak ortak bir kümeye

Fareyi arslan kılarlar kediye

Be insanlık gayri gafletten uyan...

 

Bosna’da, Karadağ’da katliamlar

Nerde barış gücü can kurtaranlar ?

İsrail’e susar Filistin’e yumruklar

De insanlık gayri gafletten uyan...

 

Deyyusluklara adalet diyenler

Adaleti kimlere niçin verirler?

Katledilirken çor çocuk gelinler

Sen insanlık gayri gafletten uyan.

 

   (1993)


 GÖZ YURDUM

 

Öz yurdum hilal gözlü dilberim!

Solmasın ümidin pak hayallerim

Gülümde şakıyan seher bülbüllerim

Öter gurbet hasret var deyu deyu.

 

Güzel yurdum güzellerin güzeli!

İstikbaldir göklerdeki hilali

Serrimdeki sevda serde tecelli

Yeter gurbet hasret zor deyu deyu.

 

Öz yurdum seni yazdım cihanda

Okusun nesiller dergâh divanda

Tenim toprak toprak eser tufanda

Gider hasret gurbet bor deyu deyu .

 

Göz yurdum benim canım anamdır!

Şehit düşen dedem oğlu babamdır!

Mahşere dek namusum davamdır!

Yazar gurbet hasret ar deyu deyu .

 

 2001


 

ÇAL ETTİN BENİ

 

Nere gidem gönül senin elinden ?

Her olur olmaza kul ettin beni...

Ayırdın bülbülüm gonca gülümden, 

Akçeye yar olmaz pul ettin beni...

 

Bir ahu ceylana kıldın nazarım

Tünedin virana kurdun pazarım

Dokunma sineme gayri bizarım

Yanardağ özüydüm kül ettin beni...

 

Çağlarî dertlenir budala gönlüm

Harcadın gençliğim tükettin ömrüm

Soldurdun eyvanda tez gonca gülüm

Bahçeye yaraşmaz çal ettin beni.

 

(1992)


 GAZEL OKUR GEZER GÖNLÜM

 

Dünyayı düşünde görmüş

Gazel okur gezer gönlüm...

Dört mevsim ona baharmış

Gazel okur gezer gönlüm...

 

Başında bir deli sevda

Gazel okur gezer gönlüm...

Meramı yokmuş dünyada

Gazel okur gezer gönlüm...

 

Güfte güfte makam makam

Gazel okur gezer gönlüm...

Cihanı bellemiş mekan

Gazel okur gezer gönlüm...

 

Türkü türkü destan destan

Gazel okur gezer gönlüm...

Usulsüz üslupsuz sustan

Gazel okur gezer gönlüm...

 

Cümbüş cümbüş, tempo tutar

Gazel okur gezer gönlüm...

Üçe alır beşe satar

Gazel okur gezer gönlüm...

 

Kafeste bülbül misali

Gazel okur gezer gönlüm...

Bağlamamda tel misali

Gazel okur gezer gönlüm.

 

 

            (1996)


  

HOŞGÖRÜ

 

Gönlümde mabete dergah kurdum ey erenler
Can bildik insanı,serde can canan eyledik
Ey gardaşlar,yoldaşlar,mihmanlar,ey yarenler
Yermedik alemi her kim olursan ol gel dedik...
****
Elde fener eylemeli önder bir rehberi
Işık tuta yol göstere ol hakkın feneri
Ey ehli beyti ala şehadet edenleri
Yermedik alemi her kim olursan ol gel dedik...
****
Gönül evindeki manastırı ve tekkeyi
Tavaf edenler irşad ile giyer takkeyi
Dilersen var git mesken tut Haremi Kabeyi
Yermedik alemi her kim olursan ol gel dedik...
****
Aşık Çağlari (Muammer Çalar)

(TRT.Kim ne demiş -Ahmet Mortaş 1998)

(Gurbetten Sılaya 2004 Kitap)

 

 1992


  

TELLAL GETİRİR

 

Kişi kâmil bilmez ise dost kendini !

Yıkar gidermiş insanlığın bendini.

Pay etme derler ya cahil ile derdini !

Yayar gider alemi tellal getirir.

 

Kişi meyil ederse fani dünyaya,

Her gün dalarmış başka başka hülyaya..

Ne deli rüzgara benzer, ne fırtınaya,

Tozar gider yelime zeval getirir.

 

Kişi düşünmez ise bugün yarını,

Büyük oynarmış o hayat kumarını.

Her fırsatta beller geçermiş ananı,

Satar gider ceddime vebal getirir.

 

Kişi ikrarsız ise eş dost kardaşa,

Maşa yapar yakının sokar ataşa..

Kendini aynada dev gören budala,

Çatar gider neslime celal getirir.

 

Kişi bilmez ise aşk ile erdemi,

Bulandırırmış duru çayı sırdemi.

Yermeyince o ayıp ile mahremi

Şaşar gider sanma ki ikbal getirir.

 

 (1999)


  

Bir seni sevdim,sana gönül verdim

 

Bir seni sevdim,sana gönül verdim
Seni yazan kalem el şahit olsun....
Dertlilerin dergahına post serdim
Seher vakti hazan yel şahit olsun....

Canan sensin,can sensin sevdiceğim
Gönül behçemdeki gül şahit olsun....
Benim senden özge yâr'm yok çiçeğim
Her dem adın anan dil şahit olsun...

Aşk şarabın içe içe kandım yâr
Nazende süzülen tül şahit olsun...
Sevdanla hara düşüp yandım yâr
Ateşimden kalan kül şahit olsun...

Aşkınla mecnunum ben divaneyim
Yedi düel alan yol şahit olsun..
Çağlari belleme bir mihmaneyim
Omuzlarda giden sal şahit olsun.

Aşık Çağlari -Muammer Çalar
12-10-2004
www.caglari.com


  

KOSOVA

 

Ekranları açmaya elim varmıyor elim,

Reklamlarda kan dehşet haberlerde ise ölüm.

Nedir bu savaşlar kan,mazlum insana zulüm,

Kosova değil yanan, hey hak benim yüreğimdir.

 

Hani o hükümdarlar nerede hükümranlar?

Nice oldu o Hitler şu çarlık  figüranlar?

Kanayan yara olmuş da kanıyor balkanlar,

Bosna değil kanayan,hey hak benim yüreğimdir.

 

Utansın bu insanlık tarihinden utansın,

Yirmibirinci yüzyıl çağlardan bir ders alsın,

Cinayeti zafer sayan aptal zihniyet batsın,

Kosova değil yanan,hey hat benim yüreğimdir.

 

Attığın her mermi sırp-ı müslüman-ı değil,

Gelir beni vurur ta yüreğimin özünden,

Yaptığın her harp ırk-ı meshepleri değil

Gelir beni bulur ben'i gez göz mim izinden.

Kosova değil yanan,insanlığın yüreğidir.

 

            (1999)


 

A BENİM KARDAŞLARIM

 

Dostum yok ya dostum düşman arama,

Sağ olası kardaşlarım var ya benim.

Merhem diye tuz ekerler yarama,

Sağ olası kardaşlarım var ya benim.

 

Menfaat çıkar olunca şu konu,

Kimi kepi attı kimi şifonu.

Ali Cengiz olur oynar oyunu,

Sağ olası kardaşlarım var ya benim.

 

Dursun desende duramaz yerinde,

Kırk tilki var her birinin cebinde.

Hesap günü gelir çatar birinde,

Sağ olası kardaşlarım var ya benim.

 

Huri melek sandığın masum yüzler,

Kimi kuyu kazar kimisi düzler.

Ay ışığı kadar kâr etmez sözler,

Sağ olası kardaşlarım var ya benim.

 

Böbürlenme Çağlarim beş kardeşinle,

Ne desen boş ne desen boş nafile.

Sağlığında tükürürler leşine

Sağ olası kardaşlarım var ya benim.

 

             (2001)


 GURBET OCAĞI

 

Güneş batıp da ufkunda yıldızlar doğanda

Karanlık çöker içime gurbet ocağında...

Boran sis bürür hüzün çöker gönül dağıma

Yalnızlık çöker içime gurbet ocağında...

 

Ayrılık acısı ölümden betermiş beter

Yalnızlık çöker içime gurbet ocağında...

Can mı dayanır bu hasrete ömür mü yeter

Yalnızlık çöker içime gurbet ocağında...

 

Uzar gider geceler sanki asırlar kadar

Gözümde canlanır hep mazideki anılar

Ruhum daralıyor, yüreciğimse kan ağlar

Yalnızlık çöker içime gurbet ocağında.

 

   (1995)


AŞK YARASI

 

Yârmi sevilirmiş gizli gizlice

Aşk yarası derin aman efendim.

Kara sevda yaman incedir ince

Aşk yarası derin aman efendim.

 

Sevip alamayan gönül köşküne

Yaşıyom demesin boşu boşuna

Benzemez hançere yağlı kurşuna

Aşk yarası derin aman efendim.

 

Çağlarî der gizli gizli sevmeyin

Varıp aşkı yâre beyan eyleyin

Ser verinde gençler sırrı vermeyin

Aşk yarası derin aman efendim.

 

2002


  

 Sevgi Damlacığı

 

Nadide bir gül gibi öpe koklaya büyüttüğüm

Sevda çiçeğim

süt kokulum

sarı çiğdemim.

Hoş geldin köhne dünyama

sen hoş geldin.

Gelişinle bahar geldi talan olmuş viraneme..

Gözümün nuru

varlığımın gerekçesi

Yaşama sevincim

vakitsiz açan gül

bunca yıldır nerelerdeydin ?

çatma öyle kalem kaşlarını

ağlama dayanamam

gülümse

bak gülmek ne kadar da yakışıyor sana

gamzelerinde güller açıyor

yumuş yumuş ellerinle tut oyuncaklarını

Kanlı zalımların cirit attığı bu çağda

Bilmem gelmekle iyi mi kötü mü ettin?

Hiroşima canileri hortladılar Bağdat’ta

bebeleri katlederler kundakta

Bilmem gelmekle iyi mi kötü mü ettin?

           

            (2003)


  

Ben Iraklı Çocuğum

 

Sizler dünyalı
Bense!
Iraklı bir çocuğum
Bağdatta dünyaya gelmek tek suçum
geceleri dehşet kabus düşlerim
her şafak topa tutulur umutlarım...
Ey insanlık ey dünya çocukları
sizin evinize hiç bomba düşdümü?
Oyuncaklarınızı bırakıp kaçtınızmı?
siren sesleriyle irkildinizmi yerinizden
cehenemi andıran alevler arasında can veren
çığlıkları duydunuzmu hiç?
Okul aracınız füzelere hedef oldumu
çok sevdiğin baban yaralandımı
annen ağladımı
Kan damladımı sofranıza
ambargo kondumu yarınlarınıza

Ey dünyalılar durdurun bu Hiroşima canilerini
bebek katillerini
Savaşlar olmasın
bebeler ölmesin
yürekler yanmasın
anneler ağlamasın
? ? ? ?
Çıkar petrol dolu dünyalar sizin olsun
ama benim çocukluğumu
çocuk dünyamı bana geri verin
Ben sevgi çieçeklerinin açtığı
barış kuşlarının şarkılar söylediği
o temiz saf berrak dünyamı istiyorum
Verin benim dünyamı
barış istiyorum
çocukluğumu istiyorum
her dünyalı çocuk gibi benimde yaşamak hakkım olmalı

Ey dünyalılar durdurun bu Hiroşima canilerini
bebek katillerini
Savaşlar olmasın
bebeler ölmesin
yürekler yanmasın
anneler ağlamasın
ben savaşsız
barış dolu dünyamda
okul bahcemde özgürce oynamak istiyorum

Aşık Çağlari - Muammer Çalar
26*03*2003

           

 

           

 


 Buz kestim sensiz

 

Lapa lapa yalnızlığın yağar gönül dağıma
Yüreğim üşüyor of,ürperiyorum yokluğuna
Ah bir bilsen,ne kadar muhtacım sıcaklığına
Dört mevsim boranda kışdayım yâr,buz kestim sensiz..

Bahar kokulum,gurbanım bal şeker dillerine
Al götür beni sen,sıcak mevsimin iklimlerine..
Birlikte uzanalım,biz aşkın sahillerine
Dört mevsim boranda kışdayım yâr,buz kestim sensiz..

Çağlarim der: dön meleğim maralım,ceylan gözlüm
Sabahlar olmak bilmiyor inan,yıl kadar uzun
Kimsesiz yetimim gözümde yaş,gönlümde hüzün
Dört mevsim boranda kıştayım yâr,buz kestim sensiz..

15*09*2003
Aşık Çağlari -Muammer Çalar

 


 Özlenen Yar Ey Sevgili

 

Izdırap Arap atı gibi tahakküm kurmuş dünyama
Çimenleri kurumuş çiçekleri solmuş umudun
Serçeler eskisi gibi neşe saçmıyorlar etrafa
Özlenen yar ey sevgili,ey sevgili sen yoksun şimdi..

Sensizlik senfonisi içimdeki sızıyı sesliyor
Ay kararmış mehtapsız geceye seranat düştü şimdi
Yokluğun cigaramda bir duman,duman gibi süzülür
Özlenen yar ey sevgili,ey sevgili sen yoksun şimdi..

Rüzgarlar kulağıma hep seni,seni fısıldar durrur
Gözlerimde sağanak yağmurları aşk şimşekler çakar
Bir taş düşse yerinden inanki denizler kan ağlarlar
Özlenen yar ey sevgili, ey sevgili sen yoksun şimdi..

Bir bulut gelir uzaklardan kanatlarında yağmur yüklü
Gurbet yorgunu aşk yorgunu dudağımdaki bu türkü
Mevsimler kış oldu hazan vurdu ağaçlar yaprak döktü
Özlenen yar ey sevgili, ey sevgili sen yoksun şimdi..

Sen güneşin parıltısı ayın gecede dansı idin
Kasırgalar kükremiş gök kubbede dehli denizinde
Bense o sende meçhule açılan umutsuz bir yelken
Özlenen yar ey sevgili,ey sevgili sen yoksun şimdi..

01-06-2004
Aşık Çağlari (Muammer Çalar)


 

Öyle Efkarlıyımki

 

Dostum Çağlarî'ye

 

Aşılmaz dağlardı yükledim yarınlarıma

çekilmez kahırlardı

bitmeyen ahlardı

yollara özlemimi, yıllara ömrümü taşıdım

donan yüreğimdi dünya

içine kırık sevdalarımı sakladığım

 

beyaz bir güvercindi oğlum

al bir tomurcuk kızım

tuttukça parçalandı soluğum

yaklaştıkça ıradı yıldızım

 

fırtınadan fırtınaya tutuldum

rüzgârdan rüzgâra

düşleri dökülen mevsimlerde

savruldukça unutuldum

 

dilsizim kimsesizim

çağlayanlar akıyor içime

gel gör ki, dünya o dünya değil

yüreğim öylesine yorgun

öylesine kırgın anlatamam

 

bir türkü düşer dilime her akşam olunca

yarası kanayan acılardan seslenir sesim

üşürüm gurbet olurum kendime, hasret olurum

donar bakışlarım, donar haykırışlarım

donar gözyaşlarım

öylesine efkarlıyımki Çağlarî dost, ölesiye

 

ben ki

kalabalıkları yıllarca özlemlerimde yaşadım

yüreğimde taşıdım yalnızlıkları

kuşların kanatlarına yükleyip acılarımı her sabah

yol boyunca kanardım

annem gibi saçlarımı okşayan rüzgar bile

yaramın merhemi olmuyor

 

yağmurlar yağdı serviler üstüne

rüzgarlar esti doruklardan

bir tutam kül oldu sevdam

dağıldı okyanuslara

 

bir sabah kollarımı gerip çarmıha

yüreğimi alıp gittiler sabahı uzak kentlere

tutup bir denize serptim gözyaşlarımı

varsın balıklardan başkası bilmesin

ey hayat sevda adına vur boynumu

adım mezartaşım olsun

adım gözyaşım olsun

 

bir yaprağın ürpertisine sarıp acımı

dikenli teller içinde

kuşların suların konuştuğu yerde

ölüm sessizliğinde kalayım

           

(2003) Nuri CAN


 

Can Üstad

 

(Can Üstad Nuri Can'a )

 

Sular gibi çağlayan bahar kokulu şiirler

Nice gönüllere yol aldınız bu gece.

Yıldızlar kadar saf ay ışığı şiirler

Karanlık dünyama daldınız bu gece...

 

Öz Türkçeme bahar gelmiş

Ilık bir rüzgarın sıcak nefesinde

Tomurcuk güller açmış

Şiir ruhlu, türkü nakışlı, ceylan bakışlı

Güzel Türkçem işlenmiş nakış nakış

İnci mercan oldunuz bu gece...

 

Yunus'ları gördüm ummanlara dalmış

Leylayı mecnunu gördüm sahrada kalmış

Ey bahar kokulu Türkçem

Meğer

Günümüzde de Karacaoğlanlar yaşarmış

Ömrüme ikinci bahar oldunuz bu gece...

 

Bir can tanıdım canandır candan içeri

Can Canan Can Üstad Nuri CAN

Kana kana içtim Türkçemi

Eşsiz gönül pınarından

Derunuma yoldaş oldunuz bu gece.

 

 (2002)


Atışma

H.İ.Tokmak

>Hey benim üstanım Çağlarım
Bir türküdür söyler ağlarım
Anamdan ayrıldım yanar gezerim
Deşme yaramı başımı yolar giderim

Çağlarî
Ey benim Tokmak kardaşım
Küllenmez neden yanan ataşın
Analar candır, Ana tacıdır başın
Uveys El Karani ol Ana uğruna...

 

H.İ.Tokmak
Gönül yarine tutuşup söylenir
Kıymet vermezden aman dilenir
Gurbetde densizim başım dolanır
Deşildi yaralaram kanar giderim

Çağlarî
Leyla ile Mecnunun misali,
Nara yanıp gönül odu pişmeli.
Ferhatın dağları deldiği gibi,
Lokman Hekim ol derde derman uğruna..

H.İ.Tokmak
Dostların selamı bize ulaşır
Bahar ayında koyun kuzu meleşir
Muhapbetde olduk sizlerle haşır neşir
Gurbetde gönül sılayı anar giderim

Çağlarî
Dostluklar mesafe menzil tanımaz;
Koyun kurt ile gezer kuzu aramaz
Dil riyakardır muhabbette lal olmaz
Gurbette sılayı yaşa vatan uğruna..

H.İ.Tokmak
Sözün hasretlik bahdımı yıkar
Ayrılık dert üstüme dertler eker
Yoklukdur belimi kırıp büker
Efkarımdan söyler giderim

Çağlarî
Çobanlığa razı idim olsaydım sılamda
Ferhat gibi bin ahım kaldı nazlı yarda
Çağlariyi tek koymayın yadda yabanda
Vatandan gelen selam ol,
Kafeste hapis yatan uğruna.

H.ibrahım Tokmak -Âşık Çağlarî

 


 AMASYANIN KALESİ

 

Çağlarî
Ey Amasya'nın yeşil elması
Yaprağın var, dalın var, çiçeğin var
Sıra sıra kater kater güllerin var
Meyve vermezmisin mevsiminmi geçti?

H.İ.Tokmak
Ben amasyanın yeşil elması
Halter çalışdım oldu pazu kası
Kalaylıdır su içmeye tası
Salkımlarım çicek açdı bilirmisin

Çağlarî
Ey Amasya'nın iri iri al elması
Sürülmemiş belliki bor tarlası
Yağmuru bol tertemiz havası
Meyve vermezmisin mevsiminmi geçti?

H.İ.Tokmak
İri olur elmalar amasya ilinde
Çağlarının düşdüm sazının telinde
Yağmuru bol olur iklim gereğide
Ürünlerimiz bereket olur bizim bilirmisin

Çağlarî
Ey Amsya'nin al kırmızı elması
Çorakmı kaldı bu yıl bağı merası
Gülün reçeli var kabağın helvası
Meyve vermezmisin mevsiminmi geçti?

H.İ.Tokmak
Kırmızı elmanın adına misketdir
Çorak toprakda hakdan gudretdir
Recel helva ALLAHdan nimetdir
Niğmeti bol amasyanın bilirmisin


 Âşık Çağlarî ( Muammer Çalar )

 

Merhaba sevgili kitap ve sanatseverler.

    Ben, 15 mart 1965’te Karaman’ın Morcalı Köyünde dünyaya gelmişim. Fakir ve müslüman bir ailenin üçüncü çocuğuyum. Altı kardeşiz. İlkokulu Köyümde bitirip 1977 yılında sanat öğrenmek için İstanbula gittim.

Bir yıl tornacı, iki yıl terzi çıraklığı yaptım.

1980 yılı yaz aylarının son demleriydi. Bir pazar günü mahalle takımları arasında maç yaptık. Maç esnasında  top yüzünden kavga çıktı. Bu olay sonucunda mahallemizi terk etmek zorunda kaldım. Topkapı’dan otobüse atlayıp üç yıldır görmediğim köyüme, Anacığımın yanına gitmeye karar verdim ve Karaman’ın yolunu tuttum.  köyüme geldiğimde, Hollanda’da bulunan babamında benden bir saat önce eve gelmiş

olduğunu öğrendim.Aradan  henüz üç gün geçmişti’ki, Babam bir sabah bana; << haydi Ankara ya gidiyoruz >> dedi. Birlikte köyden ayrılıp Ankaranın yolunu tuttuk. Babam, bana yolda bizleri Hollanda’ya yanına götürmek için geldiğini uzun uzun  anlatıyordu.

    Pasaport vize ve yolculuk işlemleri için, Konya’dan başlayıp Ankara’da sonuçlanan ve günlerce süren bir  serüven  yaşadık.

Takvim yaprakları 10-10-1980 gününü gösterdiğinde evimizdeki kalabalık’da oldukca yoğunlaşmıştı.Çünkü  ayrılık vakti gelip çatmıştı. Herkesin yüzünde hüzün, gözlerinde doluk doluk yaş vardı.

Meğer insanın doğup büyüdüğü yerlerden ve sevdiklerinden ayrılması ne kadar zormuş. Bir bir eş, dost, akraba, konu- komşu ve köylülerle helâlleşip; gözü yaşlı boynu bükük gönlümüzü orada bırakarak köyden ayrıldık. Bir gün sonra Hollanda’ daki yeni evimize geldik. Geliş o geliş, kalış o kalış. Hâlâ gönlümüz sılada, bedenimiz burada yaşayıp gitmekteyiz.

Hollanda yasalarında on sekiz yaşına kadar okuma zorunluluğu olması nedeniyle, yeniden okula gitme fırsatını elde ettim .

    Okuluma devam ederken ders aralarında, gönlümü bırakıp geldiğim sılama ve oradaki sevdiklerime mektuplar karalar şiirler sıralardım. Kendimce bir şeyler yazmaya, yapmaya çalışıyordum. İşte bu karalama sevdası gün oldu devran döndü bende bir  şiir tutkusu haline geldi.

                  İlk beş yıl içinde, yazdıklarımı (mektuplarda gidenler hariç ) hiç biriktirmedim.

İlk gençlik yıllarında yazdığım şiirlerde çok belirgin olan bir isyan vardı

          1985 lerde şiirlerimi toplmaya  karar vermiştim’ki,Babam şiirlerimi gördü.

Okuyup,aykırı bulmuş olcakki şiir defterlerimin tümünü yırtıp attı.

 

ilk okuldan  bu yana bir de sazım vardı ama henüz çalamıyordum,

          Babam müsade etmiyor çünkü

 

    Bir gün babamla karşılıklı oturup konuştuk. O zaman anladım’ki,

    Babacığım<< sanata karşı değilmiş fakat bilinçsizce

   yapılan yanlış çalışmalara>> karşıymış.

   Sevgili babacığım bana,<< şiir yazabilirsin,ancak şiir yazdım demek için şiir yazılmaz.

    Şiir başlı başına bir sanattır. Şiir, bir kültürün hem iç ve dış aynası hemde  ilerici sanatın yüz akıdır.

    Sana önce şiir kitaplarını; halk şairlerimizin,halk ozanlarımızın,

    aşıklarımızın  yapıtlarını iyiden iyiye okuyup,

    araştırıp incelemeni tavsiye ederim.

    Edebiyat tarihcesini ve yapıtlarını araştır ve incele bakacak-

   göreceksin ki,sen bu konuda ne kadar eksiksin.

           

 Bir ata sözü;

    ( oğul bilinçli bir hata,bilinçsiz doğrudan daha iyidir ) der.

    Onun için sana önerim hayatta ne yaparsan yap ama bilinçle yap>> diyerek.

    Araştırmanın ve öğrenmenin önemine işaret eden Babacığıma kulak verip,

    o günden sonra çok sayıda edebiyatcılarımızın kitaplarını ve bütün halk,

    ozanlarımızın yapıtlarını okumaya  yöneldim.

    Zaman içinde A.Karakoç, Y.Bülent Bakiler,NuriCan, Hüseyin Ece

    Aşık M.Şerif, Ozan Çelebi, A.Uysal, İ.Oğuz gibi ünlü isimlerle tanışıp şiir ,

    müzik ve sanat hakkında müzakare şansına eriştim.

Aradan tam yirmi dört koca yıl geçti, ama benim gönlümdeki vatan sevgisi, insan sevgisi, sanat sevgisi, hiç mi hiç  eksilmedi, aksine büyüdü, dallandı, budakalandı.

    Hangi ünlü ile tanıştımsa benim sevdamı körükledi yeniden alevlendirdi.

    İçlerinden biri var’ki;<< bana yaptığın iş sanattır, her sanatkârın sorumluluk

   alanı vardır>>der.

Hazırlamış olduğum ozanlar antoloji kitabı hakkında onun görüşlerine başvurdum.

    Dosyayı inceledikten sonra :<<Kültürel ve sanatsal zenginliklerimizi sergilemeyi amaçlayan eserler.

    Horasan erlerinin Anadolu’da yaşatmış olduğu tarihsel kültür birikiminin

    Avrupa kıtalarına yayılmakta olduğunun en güzel kanıtı.

    Böyle güzel ve samimi duygularla hazırlanmış, içinde bir çok halk-

    şairine de yer veren bu kitabın basılmasının kaçınılmaz olduğunu>>söyledi.

 

                Bütün eleştirileri bir öğüt kabul edip kendime hedef olarak

             Yunus’ların hoşgörü yolunu seçtim.

             Özenle siyasetten ve idolojik kavramlardan uzak durmaya çalıştım.       

             İnsana sadece ve sadece insan olduğu için değer  verdim.       

             Bana verilen ( ÂşıkÇağlarî ) mahlasını bir ünvan değil de,

             bir görev addettim.

                         Karacaoğlan’dan günümüze Türk halk kültürümüzün âşıklık

             geleneğini yaşayıp yaşatmış halk âşıklarımızı ve ozanlarımızı özenle

             inceledim.

             Gördüm’ki, ozanlık geleneğimizde, halk ozanlarımız bireysel değil,

             toplumsal değerlerin aynası olmuşlardır.

 

             Tarihler boyu kültür ve sanat sancağını birbirinden devralarak gelmişlerdir.            

             Günümüzde,Türk halk ozanlığı geleneği, dar sınırlar içinde değil evrensel-

             boyutlara  taşmış durumdadır.

             Hızla küreselleşen dünya, yedi yüz yıl sonra; Yunus Emre’yi anlamış ve

             kucaklamıştır. Türk halk ozanlarımızın bu noktadan yola çıkarak

             evrenselleşmenin önemini kavramış olduğunu görmekteyiz..

             Ozanlık, falanın filanın, şu ya da bu gurubun değil,

             bütün insanlık aleminin ortak değerlerini benimsemekte, kabullenmektedir.

Ozanlarımızda  şiirlerinde,türkülerinde; birlik,dirlik, sevgi saygı, barış, hoşgörü, özlem ve sevdaları konu alarak nakış nakış işlemişlerdir.

           

Halk şairlerimiz,halk âşık ve ozanlarımız;

            Halkın efkarıyla kederlenen, neşesiyle neşelenen, şiirlerde, türkülerde,

            destanlaşıp giden kültür ve sanat abidelerimizdir.

                    Bu kitabımın oluşmasına özverili çalışmaları ile destek verip katkıda bulunan saygı değer hocalarıma ve sevgili şair dostlarıma ayrı ayrı                  

             teşekür ederim .

Elimde olmadan gözden kaçan yanlışlardan ötürü hoşgörünüze sığınırım.

             Bir başka kitapcıkta buluşmak dileğiyle saygılarımı arz eder,

             şiir dolu günler dilerim.

06-08-2004 Morcali Köyü Halk kütüphanesinin açılışı