ifksan  
 
 
 
 
    

İletişim
Lederambachtstraat 168
1069 HK Amsterdam - NL
Tel:003120-6196607/0031640766500 cep

Mehr Infos hier...
 

Türkülerimiz     ( Nuri Can)

 


Türküler yüreğimizin dili, başımızın sevda yelidir. Anadır, bacıdır, kardeştir, gurbete gidip dönmeyen oğul, hasret çeken yavukludur, Anadır, Anadolu’dur türküler.

 

 ”İnsanların türküleri kendilerinden güzel/ kendilerinden umutlu/ kendilerinden kederli/ daha uzun ömürlü kendilerinden/ sevdim insanlardan çok türkülerini/ insansız yaşayabildim/ türküsüz hiçbir zaman...”” derken Nazım Hikmet, türküleri övmekle kalmıyor aynı zamanda da yaşıyor.

 

Türküler umuttur, hasrettir, vefadır, dostluktur ve yüreğimizde kıvrım kıvrım dolanan ince bir yoldur sılaya uzanan, gurbet ellerde. Dermandır dermansız kalanlara... Yüreğin gurbetinde büyüyen, özlemleri kor kor, demet demet sunan hasret çiçeğidir. Yüreğimizdeki, sevgi kıpırtılarıdır, sevgi pınarıdır gürül gürül hasrete akan... Yaşama sevincinden tutunda ölüm acısına kadar, vefayı, vefasızlığı, hasreti, sevgiyi, inancı, direnci, aşkı türkülerle dile getirmiş, türkülerle seslenmişiz. İçimizi, acımızı, sevdamızı türkülere dökmüşüz, türkülerle bölüşmüşüz!...

 

Bir damla aşk iksiridir kırık kadehlerde yudumladığımız, bir damla su’dur hayatımızda türküler. Yüreğimizde ateşlerle dağlanan volkanlar kadar dağlayıcı, özlemler kadar sıcak ve yakıcıdır. Aynı zamanda da bahar yelleri gibi serin ve dağbaşında bir pınar kadar ferahlatıcıdır türkülerimiz..

 

 Bakın Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun dizelerine…

 

“Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana südü" gibi candan
Ana südü" gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.

 

Türküler kanatsız kaldığımızda kanadımız, efkarlı olduğumuz ve yalnız kaldığımız gecelerde tesellimiz olmuştur. Sesimizim çıkmadığı yerde sesimiz, nefesimizin kesildiği yerde nefesimiz olmuştur türküler. Bazen toprağa düşen su damlası gibi düşüp yüreklerimize ayrılık ateşini söndürmüş. Bazen yağmur olup bizi vuslatına erdirmiş. Bizim canımız, coğrafyamız, anamız, yarimiz, gurbet ellerde tek teselli kaynağımız olmuş türküler. Memleketin başı dumanlı dağlarından, yemyeşil ovalarından, bağlarından, pınarlarından turnalarla haber beklemiş, seher yelleriyle selam yollamışızdır sevdiklerimize türkü türkü.

 

“Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıçak.

Ah bu türküler, köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi.”

 

Geceleri uzanıp kalınca gurbet yataklarına yorgun ve kimsesiz; Bir türkü nağmesi gelmeyiversin kulağımıza, dumanlanır hemencecik gözlerimiz. İnce ince bir sızı sızar yüreğimize. Türküler damlayan gözyaşlarımızdır yağmurlu gecelerde, yanağımızdan süzülen pınarlardır. Türküleri “Hasret Gültekin” bilip, “Mahsuni”gibi uğurlarken, ardında yolladığımız gözlerimizdir kimsesiz mezarlara. Bilirizki; türküler de, türküleri yakanlar da çoğu zaman kimsesizdir... Yine de en acılı günlerimizde bile bizi terk etmeyen en vefalı sadık dostumuzdur türküler, sevdiğimizdir ele-güne, dosta- düşmana karşı... 

 

“Ah bu türküler, koy türküleri
Olgun bir karpuz gibi yarılır içim
Kan damlar ucundan, mürekkep değil
işte söz, işte ses, işte biçim:

"Uzun kavak gıcım gıcım gıcılar"
iliklerine kadar işlemiş sızı
Artık iflah olmaz kavak ağacı
Bu türkünün yüreğinde sancı var.”

 

Türküler değil midir? hasret kokan toprak gibi; Emek gibi, ekmek gibi, ter gibi, bir çocuğun elindeki taze somun gibi. Türküler değil midir? dünyanın en muhteşem gelini, en sabırlı anası. Türküler değil midir? Özümüz sözümüz gözümüz yollarda yoldaş olup dağlar denizler aşan bizimle. Anamızın gözünde bir damla yaş olup süzülen, yavuklumuzun yüzünde bir tomurcuk çiçek olup açan. Gurbette hasretimiz, sılada ayrılığımız, karımız, kızımız, oğlumuz. Tek dostumuz, avuntumuz, sırdaşımız bekar odalarında. 

 

Türkülerimiz acılardan damıtılmış gözyaşı, yangınlardan yüreğimize düşmüş madımak, mevsimlerden bahar, vakitlerden akşam; Çiçeklerden gül, figanda bülbül, kuşlardan turnadır... 

 

Bilirizki, türküler baharda ruhumuza işleyen pak nefesler gibidir, yeni yetme sevdalıların dilinden rüzgarlarla savrulan, pınarlarla çoşan... Bilirizki, bülbüllerin gözyaşlarıdır güle kavuşma adına. Bilirizki, bahar yağmurlarında güle kavuşma sevinci gizlidir. Güz yağmurlarında ise bülbüllün gülden ayrılacağının hicranı...

 

Biliriz ki, türküler Anadolu insanının dilden, gönülden söylediği kah ağlayan, kah ağlatan, güldüren, sevindiren duygu dolu gönül sesimizdir. Rüzgar olup şahlanan,  sel olup çoşan, deniz olup dalgalanan yaşama sevincimiz, vefalımız, vefasızımız, aşkımız, sevdamızdır...

 

“Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı
Altlarında imza yok ama
içlerinde yürek var

Cennet misali sevişen
Cehennemler gibi dövüşen
Bir çocuk gibi gülüp
Mağaralar gibi inleyen

Nasıl unutur nasıl
Ömründe bir kez olsun
Halk türküsü dinleyen...”

 

 Ve bunca  imkansızlıklara rağmen yine de değerli ozanlarımızla birlikte tarihteki yolculuğunu sürdürmeye devam ediyor. Yolculuğunun Hollanda’daki emekçisi ve adresi ise son kasetiyle hayli ilgi gören Aşık Çağlari’dir. Bunun en önemli etkeni şüphesiz davudi sesi, sazı, seçkin güzel eserleri ve yorumlama biçimidir.

Türkülerimiz dedik, türküler hiç sazsız, sözsüz, ozansız ve Hollanda da yaşayıp da Aşık Çağlari’den söz etmeden olur mu? Bu değerleri biribirinden ayırmak mümkün mü? Hiç türküler Çağlari’siz, Çağlari türküsüz olur mu? Çağlari’nin türküleri kimi dağlardan sel olup gelir, kimi rüzgar olup pınarlara seslenir, kimi hasret olup, aşk olup yüreklerde beslenir ve dinledikçe gönlümüz türküyle dolar... İşte Çağlari’den bir uzun hava...

 

Ağlasın Dağlar

 

Sazım alıp gidem karlı dağlara
Garip anam şimdi ağlasın dağlar
Seherde bir haber salım o yâra
Tarayıp zülfünü bağlasın dağlar
***
Anam ne zor imiş yardan ayrılmak
Sılada sevdiğim ağlasın dağlar
Hayali gözümde hep ırmak ırmak
Zülfü perişanım çağlasın dağlar

 

Nuri Can


 

 


 TÜRKÜ TÜRKÜ ANADOLU’M

 

Anadolu’m adım adım,

Türkü türkü geçtim seni Anadolum

Her yörede başka makam,

Türkü türkü geçtim seniAnadolum Anadolum. 

 

Bozlaklarla baraklarda,

Türkü türkü geçtim seni Anadolum,

Halaylarla ağıtlarda

Türkü türkü geçtim seni Anadolum Anadolum.

 

Edirne'den Ardahan’a,

İçtim seni kana kana Anadolum

Erzurum'da Emrah'larla,

Türkü türkü geçtim seni Anadolum Anadolum.

 

Mevlana'dan Pir Sultan'a,

Karac'oğlan Veysel baba Anadolum

Mahsuni’den kul Çağlar'a,

Türkü türkü geçtim seni Anadolum Anadolum.

 

1995


 TÜRKİYEM

 

Senin sevdandır inan senin sevdan,

Zemheri gibi şu gönlüme yağan.

Dağları boran yaylası gül kokan,

Benim güzel Türkiye’m cennet vatanım...

 

Yaylaların nehir akar içimde,

Ayyıldızın hilâl parlar içimde

Hasretin özlemin yanar içimde

Benim güzel Türkiye’m cennet vatanım...

 

Çağlari’m der hilâl gözlü dilberim

Sensin ümidim sensin hayallerim

Zikreyler cihanda seni dillerim

Benim güzel Türkiye’m cennet vatanım.

 

            (1987)

Beste:Lütfi Peşket


 

BİZ CUMHURİYET’İN ÇOCUKLARIYIZ

 

Zaferler kazanıp destanlar yazan,

(Türküz doğruyuz çalışkanız biz )

Bayrağın rengini alla boyayan,

(Türküz şanlı Türk evlatlarıyız )

 

Başbuğumuz Mustafa Kemal’imiz,

Kazım Karabekir askerlerimiz,

Sancaktardır  ulu dedelerimiz,

(Türküz şanlı Türk evlatlarıyız )

 

Çağlarî’m der, ayyıldızlı bu sancak,

Sönmeyecek Hilâl hep parlayacak,

Kıyamete kadar yıkılmayacak,

(Türküz şanlı Türk evlatlarıyız )

 

            (nakarat)

(Türküz doğruyuz çalışkanız biz )

(Türküz şanlı Türk evlatlarıyız )

( Müslüman layık demokrat milletiz )

(Biz Cumhuriyetin çocuklarıyız )

 

      (1998)Beste:Lütfi Peşket


 

MORCALI  DERELERİ

 

Morcalı dereleri akıp gider sarınca

İçinde yar sevmedim şöyle selvi boyluca

İstedim vermiyorlar bulmayasıca koca

Ay hanım ayşe hanım nolacak benim halım ?

İstedim vermiyorlar al bohcanı kaçalım..

 

Morcalı yaylaları yamaçtadır yamaçta

İçinden yar sevmedim şöyle küçük yaşlar

Bu nasıl sevda böyle akıl koymadı başta

Ay hanım ayşe hanım sevdiceğim sultanım.

İstiyom vermiyorlar al bohcanı kaçalım.

 

             (2002)


 

LARENDE

Nice Erler konup göçtü bu handan,
Erenlerin diyarıdır Larende...
Ben Yunus’u başka yerde aramam.
Yarenlerin diyarıdır Larende...

Ahi Evran,Hacı Bektaş Veli’ye
Medhi Baba Tabtuk Emre indinde
Kim olursan ol gel Üstad nezninde
Evliyalar diyarıdır Larende...
 
Aşranlılar,kenzilerin yanında
Piri Reis,Sallur bey sancağında
Mehmet beyim lisan aşina onda
Sormaya ne hacet iki cihanda.
Embiyalar diyarıdır Larende.
 
1996
Aşık Mevlevi Nuri Uzun

Beste:Âşık Çağlarî


  
ALLAH AŞKINA

 

Hayli zaman oldu yar yar ayrı düşeli,

Dön gel kavuşalım dön gel Allah aşkına.

Hasretinle oldum ey yar divane deli,

Dön gel kavuşalım dön gel Allah aşkına.

 

Dört mevsim boranda karda kara kıştayım,

Eller al bağlamış ey yar bense yastayım.

Hasretinle verem oldum onmaz hastayım,

Dön gel kavuşalım dön gel Allah aşkına.

 

Merhamet kıl n’olur  n’olur çeşmim yaşına!

Zülüflerin yağlı urgan eyle başıma.

Baykuşlar tünedi ey yar gönül köşküme,

Dön gel kavuşalım dön gel Allah aşkına.

 

 (1998) Beste:Lütfi Peşket


 

HAMDOLSUN

 

Gönül atım girdi dostun bağına,

Çoban oldum ormanına,dağına.

Bir damladan aktık dost ırmağına,

Sel olup çağlayıp aktık hamdolsun...

 

Aşk menendin içip nâra garıldık,

Ne o dosta küsüp yâra darıldık,

Toprak idik takla,takkı yarıldık

İkilik kininden geçtik hamdolsun...

 

Arıyız,uçarız kırmızı gül'e,

Güller nazik ola dertli bülbül'e,

Çağlarî’m der ahvalimiz kâmil'e,

Sual edip açtık açtık hamdolsun.

 

             (1989) Beste:Lütfi Peşket


 

VARAK SENİNLE

 

Gel benim ey deli divane gönlüm,

Bir kavli karara varak seninle...

Eğlenme boş yere yadda yabanda,

Gurbetten sılaya varak seninle...

 

Hülyalara dalıp gidek başbaşa,

Muhabbet bağına varak seninle...

Aşk cehennem ise girek ataşa,

Gel aşkın nârında yanak seninle...

 

Mutluluğu yudum yudum içelim,

Gel aşkın demine kanak seninle...

Geceyi gündüze katıp geçelim,

Gel aşkı erdeme varak seninle.

 

             (1997)  


 

OLMUYOR SABAHIN GURBET

 

Yollarına düşüp geldim

Karlı dağlar aşıp geldim

Geceler uykumu böldüm

Olmuyor sabahın gurbet...

 

Bülbülüm dargındır güle

Ol garip halim kim bile

Karıştı arzular yele

Olmuyor sabahın gurbet...

 

Çağlarî ayrı yârinden

Gitmez hayali serimden

Öldürdün beni ölmeden

Kılınsın cenazem gurbet.

 

 

(1988) Beste:Sebahattin Öztütüncü


 SEÇEMEZ OLDUM

 

O kara gözlerin yakar sinemi,

Viran ettin güzel gönül hanemi.

Kimseler sormuyor dertli halimi,

Derdimi kimseye açamaz oldum...

 

Sürme çekmiş kaşın halbihal nakış,

Kurban olam güzel o nasıl bakış,

Gönül bağlarımda eser kara kış,

Baharım yazımı seçemez oldum...

 

Çağlarî der güzel sevmişim seni,

Kıyarım canıma almazsam yari,

Yakarım yolunda devri alemi,

Yar aşkına paha biçemez oldum.

 

             (1985) Beste:Lütfi Peşket -Çağlari


 

BİZİ BÖLMEYİN

 

Adem’den Havva’dan geldik cihana,

Biz kardeşiz bizi bizden bölmeyin...

Nedir bu tafralar nedir bahane?

Biz kardeşiz bizi bizden bölmeyin....

 

Yasalar rejimler töreler ile,

Darasız tartısız fireler ile,

Firavun misali hileler ile,

Biz kardeşiz bizi bizden bölmeyin....

 

İnsanın insana dost nedir farkı?

Kim kime ne vermiş alamaz hakkı ?

Sanmayın dört kitap dördü de farklı,

Fikir başka başka  bizi bölmeyin

Biz kardeşiz bizi bizden bölmeyin....

 

             (1995)


 ÇARE GÖNLÜM

 

Bakmadın gönül halına

Kondun bir gülün dalına

Başladı bülbül figana

Oy benim biçare gönlüm...

 

Açtın yelkenim ummana

Koydun hallarım gümana

Büründü başın borana

Oy benim biçare gönlüm...

 

Âşıklık kolay mı sandın

Aşkın deryasına daldın

Sen aşkı mecaz’a yandım

Oy benim biçare gönlüm...

 

Çağlarî’m der deli gönlüm

Çiçek açmaz neden gülün

Zaya geçti koca ömrüm

Oy benim biçare gönlüm.

 

 (1987 ) Beste:Lütfi Peşket


 

ŞAŞKIN ETME BENİ GÖNÜL

Gönül kuşum uçma yüksek

Bir gün ölüm olsa gerek

Hakikat kal daim gerçek

Şaşkın etme beni gönül...

 

Gerçeğe her daim sarıl

Mümin ol kâmile parıl

Cahilsen seç yolun ayrıl

Düşkün etme beni gönül...

 

Mertlik yolun yürü her dem

Giyesin hırkasın bir dem

Bülbül vazgeçer mi gülden

Mihman etme beni gönül...

 

Çağlarî der açma yaram

Bulunmaz yaramız saran

Mevsimlerin boran boran

Duman etme beni gönül.

 

             (1987)


 GARiP GARiP

 

Gizli bir hal oldu,oldu bana erenler,

Yolda yürüdüğüm yollar, hep garip garip  

Hancı sanır neden,neden Pîrim görenler,

Âşıklar sorarlar dosta dil garip garip  

 

Gideyim hana ben yollar,yollar pek ırak,

Çağlayıp akıyor,deli gönlümde Fırat  

Dünya da derler ki  ahlak, ahrette sırat

Ademoğlu döner döner sal garip garip.  

 

Çağlarî der gönül gönül verdim Mevlaya,

Gönül kuşum saldım saldım umman deryaya  

Hakka sarılanlar asla kalmazmış yaya,

Kalbinden kibiri dostum sil garip garip  

 

             (1988)


 TOZAR ELVAN ELVAN

Deli poyraz gibi divane gönlüm,

Tozar elvan elvan savrulur gider...

Bir rüya misali mihmane ömrüm,

Solar elvan elvan an olur gider...

 

Kar çiçeği kır çiçeği istiyor,

Arar elvan elvan yorulur gider...

Her güzele mehil verip kanıyor,

Yanar elvan elvan kül olur gider...

 

Çağlarî’m çağlarım coşar çağlarım,

Ummanı deryaya taşar çağlarım,

Nice olur gönül  naçar hallarım,

Şaşar elvan elvan san olur gider.

 

             (1997)


 SEHER YELİ

 

Her seher her sabah çığrışır kuşlar,

Derdime bir çare hey seher yeli...

Dinmiyor çeşmimde çağlayan yaşlar,

Derdime bir çare hey seher yeli...

 

Hasretim,cananın mahcemaline,

Ulaşmaz ahvalim varmaz yerine,

Tabip kâr eylemez dertli gönlüme,

Derdime bir çare hey seher yeli...

 

Karlı dağlar gibi boranda başım ,

Sevdiceğim dilber hayalim düşüm,

Zehir etti felek ekmeğim aşım,

Derdime bir çare hey seher yeli.

 

 

                (1992)


 SAZIM SAZIM

 

Sazım sazım benim bülbül avazlım,

Ötme garip garip olma sen zalım,

Yadlara demezdim ben arzuhalım,

Destan ettin beni dillere yaydın.

 

 Fa-diezden es-do-re-mi-bemolden

Vurdun beni yaraladın gönülden,

Feyiz'maldın garip dertli bülbülden,

Mestan ettin beni dillere yaydın.

 

             (1994)

GÖNÜL KUŞUM

 

Gönül kuşum havalandın uçarsın,

Uça uça gitsen nere varırsın?

Şu cahil ömrümü gama boğarsın,

Tüne gönül tüne daim engine...

 

Gönül kuşum tüne daim engine,

Meyil etme n’olur çoğa zengine,

Davul bilem vurur dengi dengine,

Tüne gönül tüne daim engine...

 

Çağlari der  gönül senin elinden,

Usandım cihanda aciz dilinden,

İnleyen sazımın paslı telinden,

Tüne gönül tüne daim engine.

 

             (1989) Beste:Lütfi Peşket

 


 SAVAŞ BELASI

 

Bir çocuk ağlıyor nerde anası ?

Sargı tutar mı dost savaş yarası?

Bütün insanlığın gönül duası,

Susmalı silâhlar savaş belası...

 

Dört kitapta bire varır bireyler,

Hoşgörü barışı,sevgiyi yeğler,

Evrensel dünya da akli selimler,

Susmalı silâhlar savaş belası...

 

Sussun bu silâhlar,bitsin savaşlar.

Ölmesin bebeler, masum çocuklar,

Çekilsin ordular, gitsin bu tanklar,

Susmalı silâhlar savaş belası...

 

             (1999)Beste:Lütfi Peşket


 AVŞAR GÜZELİ

Yazılmış kadrime bahtım ezeli,

Gözleri sürmeli avşar güzeli.

Taramış zülfünü okur gazeli,

Gözleri sürmeli avşar güzeli...

 

Melâkedir sanki; pir peri kızı,

Edası başkadır, doyumsuz nazı,

seherde parlayan zühre yıldızı,

Gözleri sürmeli avşar güzeli...

 

Harmanlarda,nadan savurur yele,

İbrişim kuşağı bağlamış bele,

Yanakları al al, benziyor güle,

Gözleri sürmeli avşar güzeli.

 

             (1984)


AHVALİMİZ

 

Karar kıl gönül ikrara,

Mürşitler Şah-ı Hünkara.

Kâmil olup hak yoluna,

Varan bilsin ahvalimiz,

 

Arif ile kıl pazarı,

Göresin aşkı nazarı,

Bülbül olup zarı zarı,

Yanan bilsin ahvalimiz,

 

Çirkin ile aç arayı,

Merhem ile sar yarayı,

Sıratı geçip sılayı,

Bulan bilsin ahvalimiz,

 

Dost yolunda olak sefil,

Düşünme hiç boşa gafil,

Çağlari’m der,söze dahil,

Olan bilsin Ahvalimiz,

 

        (1991)


İKRAR

 

Dura dura döndük sele,

Pirimizden himmet gele.

Düşüp dikenli yollara,

Vardık ikrara ikrara...

 

Yana yana piştik,yandık,

Biz aşkın nârına kandık,

Sohbeti arifden alıp,

Vardık ikrara ikrara...

 

Âşıklar eyler bühtanı,

Bil kendini özün tanı,

Döndüğümüz hakkın yönü,

Vardık ikrara ikrara...

 

Çağlari der dost'a sözüm,

Yangınlara döndü özüm,

Derya  deniz  iki gözüm,

Vardık ikrara ikarara.

 

1989 Beste:Lütfi Peşket

 
 
TAŞ OCAĞI

 

Genç ömrünün baharında,

Henüz çiçeği burnunda,

Derviş  Ali’m kaldı yolda,

Zalımsın oy taş ocağı.

 

Taş ocağı, taş ocağı,

Yıktın gittin kaç ocağı?

Zalımsın oy taş ocağı,

Zalımsın oy oy oy oy oy.

 

Derviş Ali’me ne oldu ?

Acı haber tez duyuldu,

Köylüm yollara koyuldu,

Zalımsın oy taş ocağı.

 

Taş ocağı taş ocağı,

Yıktın gittin kaç ocağı ?

Zalımsın oy taş ocağı,

Zalımsın oy oy oy oy oy.

 

 1994


 MEVLAYI SEVERSEN

 

Yıllar var ki gurbettesin,

Ömrüm beklemekle geçsin,

Hasta düştüm sen nerdesin?

Dön gel Mevla’yı seversen...

 

Geçilmez gözüm yaşından,

Var mıdır ölen acından ?

Yatılmaz oldu sancından,

Dön gel Mevla’yı seversen...

 

Hasretin yâr cana yetti,

Kalmadı takatim bitti,

Aylar yıllar sensiz geçti,

Dön gel Mevla’yı seversen...

 

Çağlarî yâr dem çağlarım,

Bozuldu gönül bağlarım,

Yolunu gözler ağlarım,

Dön gel Mevla’yı seversen.

 

            Beste: Mürsel Sinan Uğursu (1989)


 DAĞLAR